Temel Bilgi Teknolojileri 1 Ders Özeti

 

Ünite No 1: Temel Kavramlar

Giriş

Dünyanın en değerli markaları arasında artık ilk sıraları
teknoloji firmaları paylaşmaktadır. Ağır sanayi, petrol ya
da gıda sektörü firmalarının önüne geçen bu firmalar,
bizlere dünyada nasıl bir süreç yaşandığına dair ipuçları
vermektedir. Gücünü sanayiden alan sanayi toplumundan
sonra temel üretim ve güç faktörü “bilgi” olmuş ve “bilgi
toplumu” olabilmek büyük önem kazanmıştır.

Temel Kavramlar

Bilgi her zaman önemli olmuştur ama günümüzde bilgiye
ulaşmak, bilgi edinmek ve bilgi üretimine katılmak güncel
bilgi ve iletişim teknolojilerinin sağladığı olanaklarla daha
kolay hale gelmiştir. Yeni teknolojiler yardımıyla daha
geniş çerçevede enformasyon kaynaklarına ulaşabiliyor ve
daha fazla veriyi bilgisayarları kullanarak
yorumlayabiliyoruz.
Çevrim içi ortamlarda gerçekleştirilen her eylem bir bilgi
üretir. Küresel bilgisayar ağları içinde üretilen ve
geleneksel veri tabanları ile düzenlenemeyecek
büyüklükteki veri için Büyük Veri terimi kullanılmaktadır.
• Bir Zettabayt Ne Kadar Büyük
Veri, enformasyon, bilgi ve bilgelik kavramlarını bir
piramit şeklinde ifade edersek en alt katmanda veri olmak
üzere sırasıyla enformasyon, bilgi ve bilgelik gelecektir.
Bu hiyerarşiye göre yer alan aşamalar temelden tepeye
doğru:
o Veri: ”Gerçek”
o Enformasyon: ”Ne olduğunu bilme”
o Bilgi:” Nasılı bilme
o Bilgelik: ’’Nedenini bilme”
şeklinde sıralanmıştır.
Veri, Enformasyon (Malumat), Bilgi ve Bilgelik (İrfan)
Veri ne kadar somut ise bilgelik o kadar soyut bir boyutta
yer alır. Yani veriden bilgeliğe gittikçe kavramlar daha
soyut bir hal alır.
Yeni teknolojiler enformasyona ulaşmayı daha kolay hale
getirmektedir buna karşın, doğru ve güvenilir, yeterli
enformasyona ulaşmak zordur.
Veri herhangi bir biçimde kullanılabilir ya da kullanılamaz
halde bulunabilir, kendi başına bir anlamı yoktur. Yani
veri, nesnelerin özelliklerini, olayları ve ilişkileri
inceleyen sembollerdir.
Enformasyon(Malumat) verinin ilişkili bağlantılar
sonucunda anlam kazanmış hâlidir denilebilir.
Bilgi,
Bilgi, bilen tarafından içselleştirildiği, tecrübe ve algıları
tarafından şekillendirildiği için genellikle kişisel ve
özneldir. Örtülü (kişisel) ve açık bilgi (sözle iletilip
kodlanabilir) olmak üzere iki grupta incelenebilir.
Bilgelik (İrfan) ise ileriyi görebilme ve sağlıklı
değerlendirme ve karar verme konusunda bilgiyi nasıl
kullanacağımıza ilişkin anlayış kazanma durumu olarak
tanımlanabilir. Bilgelik keşfetme ve buluş aşamasıdır.

Bilgi İşleme Modeli ve Bilgi İşleme Süreçleri

Yeni bilgiyi dışardan nasıl aldığımız, nasıl işlediğimiz,
nasıl depoladığımız ve geri getirip kullandığımız gibi
sorular bilgi işleme ile ilgilidir. İnsanlarda bilgi işleme
sistemi yapısal ve bilişsel süreçler olmak üzere iki
sistemden oluşmaktadır.

Algısal Bellek(Duyusal/Anlık Bellek)

Algısal bellek duyusal bilginin çok kısa sürelerle işlendiği
bellektir. Kapasitesi sınırsızdır ama bilginin kalış süresi
sınırlıdır ve işlenmezse kaybolur. Algısal bellekte yalnızca
dikkat edilen (bir anlamda süzülen) sınırlı sayıdaki bilgi
kısa süreli belleğe aktarılır.

Kısa Süreli Bellek(İşler/Çalışan Bellek)

Kısa süreli bellek algısal bellekten aktarılan ve uzun süreli
bellekten çağrılan bilgileri işlemek için kullanılır. Kısa
süreli bellekte bilgiler belirli bir süre içinde sınırlı bir
şekilde tutulur. Bilgideki benzerlikle ve ilişkiler, bilginin
doğru kodlanması ve uzun süreli belleğe aktarılması için
çok önemlidir.

Uzun Süreli Bellek

Uzun süreli belleğin diğerlerinin aksine kapasite veya süre
sınırlaması yoktur. Bu bellek milyonlarca bilgi parçasını
neredeyse sonsuza dek saklayabilir. Uzun süreli belleğe
transfer edilirken kuvvetli ilişkiler, bağlantılar
kurduğumuz yeni bilgiler daha kolay geri çağrılabilir,
hatırlanabilir.
Uzun süreli bellek temel olarak öyküsel ve işlevsel olarak
ikiye ayrılabilir. Öyküsel bellek (ne olduğunu
bilmek)bilinçli bir şekilde geri çağrılabilen gerçekler ve
etkinliklerin depolandığı bellektir. Öyküsel bellekte
olaysal ve anlamsan olmak üzere iki boyutta incelenebilir.
Olaysal bellek tecrübelerimizi ve zaman kurgusu içinde
gerçekleşen olayları depoladığımız bellektir. Anlamsal
bellekte ise daha belirgin kalıplar şeklinde gerçekler,
anlamlar ve dış dünyaya ait bilgi tutulur. Harflerin
anlamları, kelimelerin tanımları, renklerin adlarını
hatırlamak gibi.

Bilgisayarların Bileşenleri

Bu kitapta genel amaçlı bilgisayarlar üzerinde
durulacaktır. Genel amaçlı bilgisayarlar farklı yazılımları
çalıştırabilen, farklı amaçlarla kullanılabilen
bilgisayarlardır. Yazılım bilgisayarların istenen işlemleri
yerine getirmesini sağlayan komutlar bütünü olarak ifade
edilebilir. Uygulama yazılımlarının bilgisayarda
çalışabilmesi için bilgisayarda işletim sisteminin olması
gerekir. İşletim sistemi bilgisayarı oluşturan parçaların
(bellek, disk, ekran kartı,vb) uyumlu ve doğru bir şekilde
çalışmasını sağlar.(Örneğin masüstü bilgisayalar için
Windows, MAC,OS, Linux, cep telefonları için Android,
iOS yazılımları)
Bilgisayarları sunucu, masaüstü ve taşınabilir olmak üzere
üç kısımda inceleyebiliriz. Taşınabilir bilgisayarlara
dizüstü bilgisayarlar, tablet bilgisayarlar ve akıllı cep
telefonları örnek olarak verilebilir. Sunucu bilgisayarlar
yüksek işlem gücüne sahiptirler. Genellikle çok sayıda
kullanıcıya hizmet veren işlemlerde kullanılırlar.
Masaüstü bilgisayarları genellikle ekran, kasa ve çevre
birimlerinden oluşur. Kasada yeralan parçalar ise anakart,
işlemci, bellek ve sabit disktir. Kasada yeralan bütün
donanım anakart üzerinden iletişim kurar. İşlemci yuvası,
RAM belleğin takılacağı yuva, ses, ekran ve video kartları
için gerekli slotlar sayesinde bu donanımlar doğrudan
anakarta takılabilirler. Sabit disk ve DVD-ROM gibi
aygıtların veri kabloları anakarta bağlıdır fakat bu cihazlar
doğrudan anakarta takılı değildir.
Verinin çoğunun işlendiği donanım işlemcidir gücü
arttıkça bilgisayar daha hızlı çalışır. İşlemci bilgisayarın
beyni olarak düşünülebilir. İşlemcinin gücü arttıkça
bilgisayar daha hızlı çalışır. Bilgisayar yazılımın
yönergeleri işlemci tarafından yerine getirilir. Bunlar
aritmetik, mantıksal, kontrol ve girdi/çıktı
yönergeleri/komutları olabilir.
Ram( Random Acsess Memory/ Rastgele Erişimli Bellek)
elektrik akımı olduğu sürece veriyi üzerinde tutan bellek
birimidir, yetersiz olması durumunda bilgisayarın
performansı düşer. Ram miktarı anakart üzerindeki
yuvalara yeni RAM modülleri eklenerek artırılabilir.
Rom (Read Only Memory /Sadece Okunabilir
Bellek)bilgisayar ilk açıldığında çalışması için gerekli
bilgileri üzerinde barındıran bellektir. ROM bilgisayar ilk
açılırken donanımı test etmek, bütün komutları kontrol
etmek ve işletim sistemini başlatmak olarak açıklanabilir.
Bilgisayar yazılımları genellikle sabit diske
(harddisk)kurulur. Kalıcı olarak saklanması istenen veri
sabit diske kaydedilebilir. Sabit disk manyetik disklerden
oluşur ve büyük miktarda veriyi barındırabilir.
Bilgisayara veri girilmesi için kullanılan bütün
donanımlara girdi birimi adı verilir.(Klavye, tarayıcı ve
mikrofon gibi)
Depolama birimleri ise, bilgisayarda işlenen sayısal
verinin (resim, video, ses vb)kalıcı olarak saklanabildiği
birimlerdir.

Bilgi İşleme ve Teknoloji

Bilginin toplanmasında, işlenmesinde, depolanmasında,
bir yerden bir yere iletilmesinde ve kullanıcıların
hizmetine sunulmasında yararlanılan bütün teknolojiler,
bilgi işlemek için kullandığımız bütün maddi cihazlar ve
kavramsal araçlar bilgi teknolojileri olarak adlandırılabilir.
Bilgi işleme süreçleri yedi başlık altında toplanabilir.
Toplama, Düzenleme, Analiz, Kaydetme ve Geri Çağırma,
İşleme, Aktarma ve Alma ve Gösterim.
a. Toplama(Collecting)
Bilgi işleme sürecinin ilk basamağıdır ve bu süreç hangi
veriye ihtiyaç duyulduğuyla nereden ve nasıl alınacağını
içerir.(örn; markette ürünlerin barkodlarının okutulması)
toplama için farklı donanımlar kullanılabilir.(tarayıcı,
dijital kamera, mikrofon vs)
Toplama süreci için farklı donanımlar kullanılabilir. Bu
donanımlara tarayıcı ve dijital kameralar, mikrofon ve
sayaçlar örnek verilebilir.
Bu süreçte kullanılabilecek yazılımlara en iyi örnek
internettir. İnternette çok sayıda veri kaynağı bulunur.
b. Organize Etme
Bu aşama diğer bilgi işleme süreçlerine hazırlık
aşamasıdır. Veri üzerinde değişiklik yapılmadan nasıl
tanzim edileceği ve gösterileceği belirtilir.
c. Analiz
Orijinal verinin değiştirilmeden kullanılabilir veri haline
getirildiği aşamadır. Verinin seçilmesi, sıralanması ve
karşılaştırması gibi süreçleri içerir.
d. Kaydetme ve Geri Çağırma
Veri farklı formatlarda İnternet üzerinden ya da kayıtlı bir
ortamda internet’e bağlanmadan kaydedilebilir ya da
kayıttan geri alınabilir. Kayıt için bilgisayara doğrudan
bağlı bir donanım kullanılabileceği gibi ağ üzerinden
(internet/bulut) kayıt ve geri çağırmada gerçekleşebilir.
e. İşleme
Bu aşamada önceki veri güncellenerek değiştirilir.
f. Aktarma ve Alma
Veri ve bilginin bilgi sistemi içinde ve bilgi sistemleri
arasında aktarılmasıdır. Bu süreç, gönderici, ortam ve alıcı
olmak üzere üç ana aşamadan oluşur.
g. Gösterim
Bilgi sisteminden bilginin çıktısının alınması sürecidir. Bu
süreçte çıktıdaki bilginin nasıl sunulacağına ilişkin bazı
kararlar alınır. Gösterim aşamasında bilgisayar ekranı,
yazıcı ya da hoparlör gibi bir çıktı cihazına ihtiyaç
duyulur.

Sosyal Hayatta Teknoloji

İnsanlık tarihi avcı-toplayıcı, tarım, sanayici ve bilgi
toplumu olmak üzere dört farklı aşamada incelenebilir.
İnsanların teknolojiyi kullanmaları doğal kaynakları basit
araçlara dönüştürmeleriyle başlamıştır diyebiliriz. Bilgi
toplumu öncesinde zenginliğin kaynağı kişisel yetenek,
toprak, enerji kaynakları ve sanayi olurken bilgi
toplumunda zenginliğin kaynağı bilgidir. Bilgi
toplumunda bilgi potansiyel güçtür.
Teknolojik gelişmelerin yakın gelecekteki olası etkileri
için 3 boyutlu yazıcılardan bahsedilebilir. Bilgisayarda
tasarlanan nesneler üç boyutlu olarak farklı malzemeler
kullanılarak yazdırılabilmektedir. 3 boyutlu yazıcılar ile
sadece mekanik parçalar değil deri, kemik, kalp dokusu,
böbrek, kulak gibi organlar da yazılabilmektedir.
Bilgi işlemek için kullanılan teknolojiler daha önce
işlenemeyen boyutta verinin işlenmesini mümkün
kılmıştır.
Mobil cihazlar veriye ulaşmayı, üretmeyi ve paylaşmayı
zaman ve mekandan bağımsız hale getirmiştir.
Bilgi ve teknoloji geliştikçe dünyayı algılayışımız da ve
bu teknolojilerden beklentilerimiz de değişmiştir. Artık
dünyada, bilgi toplumu üyesi olabilmek için bilgi
teknolojilerini en verimli şekilde kullanmalıyız.

Ünite 2: Sözcük İşlemciler

Sözcük İşlemcilerin Gelişimi

İlk olarak 1960’lı yılların başlarında geliştirilen ve
yaygınlaşan daktilo makineleri yüzyıldan uzun bir süre
devlet daireleri ve ofislerde resmî mektuplar ve evraklarda
kalıcı ve okunaklı metinler oluşturmak amacıyla
kullanılmıştır. Kişisel bilgisayarlar ve yazıcıların
yaygınlaşmasıyla önce iş yerlerinden başlayarak zamanla
toplumun geneli tarafından kalıcı yazıları yazma,
düzenleme, biçimlendirme ve bastırma işlemleri “sözcük
işlemci” adı verilen yazılımlarla gerçekleştirilmeye
başlanmıştır. Sözcük işlemciler günümüzde yazı yazan
herkesin vazgeçilmez araçlarından birisi hâline gelmiştir.
“Sözcük İşlemci” terimi de ilk kez 1960’larda geliştirilen
ve sadece bir satırlık metin üzerinde işlem yapma olanağı
sağlayan elektrikli daktilolar döneminde ortaya atılmıştır.
1970’lerde düşük kapasiteli ev bilgisayarları, 1980’lerde
de kişisel bilgisayarlar metin düzenleyicisi ve sözcük
işlemci yazılımların geliştirilmesini sağlamıştır.
1990’larda grafik kullanıcı arayüzlerinin yaygınlaşmasıyla
bilgisayar kullanımı ve sözcük işlemcilerin kullanımı
kolaylaşmıştır. 2000’lerde blog, wiki, sosyal medya, belge
paylaşım siteleri ve benzeri Web 2.0 uygulamalarıyla
kullanıcılar web üzerinde zengin metin biçimli içerikler
oluşturabilmişlerdir.

Güncel Sözcük İşlemciler

Günümüzde masaüstü ve dizüstü bilgisayarlarda, tabletlerde
ve akıllı telefonlarda ücretli ya da ücretsiz,
önceden yüklü ya da mağazalardan indirilebilir metin
düzenleyici ve sözcük işlemciler bulunmaktadır.
Windows işletim sisteminde düz metin dosyaları
düzenlemek için NotePad, zengin metin biçimli dosyaları
düzenlemek için WordPad uygulamaları ücretsiz olarak
bulunmaktadır. MacOS işletim sisteminde ise TextEdit
uygulaması hem düz metin hem de zengin metin biçimli
dosya oluşturmak için işletim sistemiyle birlikte
gelmektedir.
Ayrıca bulut üzerinde bir hizmet olarak çalışan Word Online
ve Google Docs gibi çevrim içi sözcük işlemlerin
kullanımı da yaygınlaşmaktadır.

Karakter, Sözcük ve Paragraf Düzenleme

Bir sözcük işlemcide en temel işlemler karakterler
üzerinde gerçekleştirilir. Klavyeler sözcük işlemcilerde
belge içerisinde gezinebilmek ve karakterleri
düzenleyebilmek için özel tuşlar barındırırlar. Bir harfe
aynı anda “Shift” tuşu ile basarak büyük harf
yazılabilmekte, “CapsLock” tuşu ile klavye büyük harfe
kilitlenebilmektedir. Hatalı bir karakter yazıldığında,
“Backspace” tuşu ile imlecin solundaki karakter
silinebilmekte, “Delete” tuşu ile imlecin sağındaki
karakter silinebilmektedir. “Home” tuşu imleci aynı
satırda satır başına, “End” tuşu satır sonuna getirmektedir.
“Page Up” ile bir önceki sayfaya, “Page Down” ile bir
sonraki sayfaya geçilir. Sağ, sol, aşağı ve yukarı yön
tuşlarıyla imleç sağa, sola, yukarıya ve aşağıya hareket
ettirilebilir. Bu tuşlara “Ctrl” tuşuyla birlikte basılarak
daha hızlı hareket etmek mümkündür.
Belge üzerinde “seçme” işlemi, fare ile seçilecek bölgenin
başına gelerek ve farenin sol tuşuna basılı tutarak, fareyi
seçilecek bölgenin sonuna kadar sürüklemekle ya da
klavyede hareket tuşlarının “Shift” tuşuyla birlikte
kullanılmasıyla gerçekleştirilebilir.
Karakterlerle sözcükler, sözcüklerle cümleler, cümlelerle
paragraflar oluşturulur. Belgede seçili bir metin parçası
üzerinde yazı tipi, yazı stili, yazı boyu, yazı efekti, yazı
rengi, zemin rengi, vurgu ve kenarlık belirlenebilir.
Paragraflar üzerinde sayfaya hizalama, girintileme,
maddeleme ve numaralama, satır ve paragraf arası
büyüklüğünü değiştirme işlemleri gerçekleştirilebilir.
Sözcük işlemcide karakter, sözcük, paragraf ya da sayfa
düzenlerken oluşan hatalı bir işlem farkedildiğinde “Geri
Al”(Ctrl+Z) tuşu ile bu işlemin öncesine dönülerek
yapılan hata giderilebilir.
Sözcük işlemcilerde hatasız yazmak için “Yazım
denetleme” işlevi kullanılmalıdır. Bu işlev Word
belgelerinde “GÖZDEN GEÇİR” sekmesindeki
seçeneklerle otomatik olarak gerçekleştirilir. Belgelerin
kolay düzenlenmesine olanak sağlayan diğer
kolaylaştırıcılara “Eş Anlamlılar”, “Çevir” ve “Biçim
Boyacısı” örnek olarak verilebilir.

Belgelere Eklenebilir Ögeler

Bir belgede metnin yanı sıra metin aralarına resim, tablo,
grafik, şekil, akıllı şekil, sanatsal yazı, denklem, metin
kutusu ve video gibi ögeler yerleştirilebilir.
Word uygulamasında “EKLE” sekmesi ve Writer
ekranında “Ekle” araç çubuğu ve “Ekle” menüsü belgeye
ögeler eklemek için kullanılan düğmeleri barındırırlar.
Writer yazılımında belgelere eklenebilecek ögeler arasında
resimler, tablolar, çizelgeler (grafikler), çizimler (şekiller),
yazı sanatı (sanatsal yazılar), videolar ve formüller
(denklemler) bulunmaktadır. Word uygulamasında ek
olarak akıllı çizimlere, ekran görüntüsü kırpma aracına ve
metin kutularına yer verilmektedir. Ayrıca ofis takımı
içerisindeki PowerPoint ve Excel gibi diğer uygulamalara
ait içerikler birer nesne olarak sözcük işlem belgelerine
eklenebilmektedir. Resim ve video dışındaki ögeleri
sözcük işlemci uygulamalarının içerisinde karşı gelen
araçlarla oluşturmak ve düzenlemek mümkündür. Bu
şekilde oluşturulan ögeler gerektiğinde kopyalanarak ve
diğer ofis uygulamalarına yapıştırılarak kullanılabilir.
Ögeleri metin içerisine metinle birlikte akacak biçimde
yerleştirmek ya da sayfaya sabit bir biçimde yerleştirmek
mümkündür. Word belgesine eklenmiş herhangi bir ögeye
çift tıklanarak ögeyi düzenlemeye başlanabilir. Bu
durumda ilgili ögeye ait araç gruplarını içeren şerit
sekmeleri görünür hâle gelir. Ögeyle düzenleme işlemi
bittiğinde ilgili şerit sekmesi ekrandan kalkar. Eklenen
ögeleri metin içerisinde herhangi bir yere yerleştirmek için
sürüklemek yeterlidir.
Kısaca kullanıcılar belgelere eklenebilecek ögelere sözcük
işlemci içerisinden erişebilir, resim ve video dışındaki
ögeleri sözcük işlemci içerisinde oluşturabilir ya da
düzenleyebilir. Ayrıca bu ögeleri gruplandırabilir ve önearkaya
kaydırabilir.

Sayfa Düzenleme İşlemleri

Sözcük işlemcilerde sayfa düzenlemesi genellikle sayfanın
boyutunun, yönünün, kenar boşluklarının, sütun sayısının
belirlenmesiyle gerçekleştirilir. Sözcük işlemcilerde
kullanıcı yeni bir boş belge oluşturduğunda uygulama
varsayılan sayfa düzenine uygun olarak hazırlanmış bir
sayfa getirecektir. Sayfa boyutu varsayılan olarak A4 (21
cm X 29,7 cm) büyüklüğündedir. Sayfanın yönü “Dikey”;
sütun sayısı “Bir” olarak belirlenecektir. Kenar boşlukları
ise varsayılan olarak Normal (Üst, Alt, Sağ ve Sol kenar
boşluklarının hepsi Word uygulamasında 2,5 cm, Writer
uygulamasında ise 2 cm ayarıyla gelecektir.
Sözcük işlemcilerle sadece raporlar ve ödevler değil,
broşürler, el ilanları, bültenler kartvizitler, adres etiketleri
gibi çok çeşitli belge oluşturulabilir. Bu değişik belge
türlerinin tasarımı esnasında farklı sayfa büyüklüğü, sayfa
yönü, sütun sayısı ve kenar boşluklarının kullanımı
gerekir.
Sayfa düzeni belirlendikten sonra oluşturulacak belgenin
gereksinimlerine göre sayfalarda alt bilgi, üst bilgi,
kenarlık, filigran ve sayfa rengi ögeleri belirlenebilir.
Sayfaya üstbilgi ya da altbilgi eklemek bilgi ve Altbilgi”
grubundaki açılır listeler, Writer uygulamasında ise “Ekle”
menüsündeki “Altbilgi” ve “Üstbilgi” düğmeleri
kullanılır.
Sözcük işlemcilerde sayfaların üst ve alt bilgi bölümlerine
eklenebilecek alanlar genellikle sayfa numarası, sayfa
sayısı, tarih, saat, belgeye ait bilgiler (yazar, dosya adı,
dosya yolu, belge başlığı) ve resimler olabilmektedir.
Bazı resmî belgelerde sayfaların zeminine filigran
yerleştirilmesi gerekebilir. Genellikle belge
kopyalandığında nereden kopyalandığının belirlenmesini
sağlayacak biçimde kurum adı ve bilgileri filigrana
yerleştirilir. Gizli ve kopyalanmaması gereken belgelerde
de ”Gizli” ve “Kopyalamayın” ibareleri filigran olarak
kullanılmaktadır.

Belge Düzenleme İşlemleri

Sözcük işlemcilerde temel dosyalama işlemleri arasında
yeni bir boş belge dosyası oluşturma, varolan bir belge
dosyasını açma, üzerinde çalışılan belgeyi kaydetme,
belgeyi farklı isimle kaydetme, belgeyi yazıcıda yazdırma,
belgeleri başkalarıyla paylaşma ve belgeyi başka dosya
formatlarında dışarıya aktarma işlemleri bulunur. Bu
işlemlere Word uygulamasında “DOSYA” sekmesiyle
Writer uygulamasında ise “Dosya” menüsünden erişilir.
Her sözcük işlemci uygulaması varsayılan olarak
kendisine ait dosya biçimini tercih eder. Örneğin Word
uygulaması varsayılan olarak “.docx” dosya uzantısına
sahip dosya oluştururken Writer uygulaması “.odt”
uzantısına sahip dosya oluşturur.
Belgeler genellikle bilgisayarın sabit diskine kaydedilirler.
Günümüzde bulut saklama hizmetlerinin yaygınlaşmasıyla
belgeler artık OneDrive, Google Drive ve Drop-box gibi
bulut ortamlarına saklanmaktadırlar. Böylece aynı
belgelere, taşımaya gerek kalmadan, başka
bilgisayarlardan tekrar erişmek kolaylaşmaktadır.
Belgenin farklı bir formatta kaydedilmesine “dışarı
aktarma” adı verilir. Belgeler dijital ortamda dağıtılmak
amacıyla yaygın olarak PDF formatına aktarılırlar. PDF
belgeleri genellikle sadece okunmak ve yazdırılmak
amacıyla kullanılırlar. Belgenin özellikle orijinal yapısının
korunması istendiğinde PDF tercih edilir. Belgenin web
sayfası biçiminde dışarı aktarılması da mümkündür.
Böylece Word ya da Writer belgesinden İnternet
ortamında yayımlanabilir HTML belgesi elde edilir.
Okuyucunun belgenin istediği bölümüne kolayca erişimini
sağlamak amacıyla başlıklar oluşturulabilir. Word
uygulamasında belge içerisinde yeni başlık belirledikçe
ekranın solundaki “Gezinti” bölmesinin “BAŞLIKLAR”
sekmesinde belgedeki başlıklar hiyerarşik olarak
görüntülenecektir. Kullanıcı bu sekmedeki herhangi bir
başlığa tıklayarak belgede başlığın bulunduğu sayfaya
geçiş yapabilir.
Bir belgeye “İçindekiler Tablosu” eklendikten sonra
başlıkların bulunduğu sayfa numaraları değiştiğinde Word
uygulamasında “BAŞVURULAR” sekmesinde “Tabloyu
Güncelleştir” düğmesine; Writer uygulamasında
içindekiler tablosu üzerindeyken bağ- lam menüsündeki
“Dizini/Tabloyu Güncelle” seçeneğine tıklanmalıdır.
Word uygulamasında belgeye dipnot eklemek için belge
içinde dipnot numarası eklenecek yere konumlanılır ve
“BAŞVURULAR” sekmesindeki “Dipnot Ekle”
düğmesine tıklanır. Seçili bir resim ya da tabloya Resim
Yazısı ya da Tablo Yazısı eklemek amacıyla “Resim
Yazısı Ekle” düğmesi kullanılır. Açılan “Resim Yazısı”
iletişim kutusundaki “Etiket:” seçenekleri arasında
Denklem, Şekil ve Tablo bulunmaktadır.
Writer uygulamasında dipnot eklemek için belge içinde
dipnot numarası eklenecek yere konumlanılır ve “Ekle”
menüsünde “Dipnot/Sonnot…” seçeneği kullanılır. Resim
ve Tabloya başlık eklemek için öge seçildikten sonra
bağlam menüsünde “Başlık” seçeneğinden kategori seçilir
ve başlık metni girilir. Bir belgedeki tüm tablolara ve
şekillere resim yazısı eklendiğinde, belgeye İçindekiler
Tablosu gibi sayfa numaralarının otomatik olarak
güncellendiği Şekiller Listesi ve Tablolar Listesi eklemek
mümkündür.
Belgeye eklenebilen ögelerden biri de dizindir. Word
uygulamasında belge içerisinde dizinlenmesi istenen bir
sözcük seçilip “Girdiyi İşaretle” ile dizin girdisi olarak
tanımlanırsa “Dizin Ekle” ile belge sonuna eklenecek bir
dizin listesinde, belge içerisinde yeraldığı sayfaların
numaralarıyla birlikte bu sözcük görüntülenir. Daha sonra
başka sözcükler de dizine girdi olarak eklenebilir ve dizin
güncellendiğinde listede yeralırlar.
Akademik belgelerde sık yer verilen diğer yayımlardan
yapılan alıntılar ve bu yayınların listesini oluşturan
kaynakçadır. Bu amaçla Word uygulamasında hazırlanan
bir belgede kullanılan kaynaklar “BAŞVURULAR”
sekmesinde “Yeni Kaynak Ekle…” ile tek tek tanımlanır
ve belge içerisinde bu kaynaklara yapılan başvurular ilgili
yerlere “Alıntı Ekle” ile eklenir. Son olarak belge sonuna
“Kaynakça” açılır listesinden istenilen biçimde bir
kaynakça eklenir.
Kitap ve rapor gibi uzun belgelerin bir kapak sayfasının
bulunması dosyaların ve dökümlerinin birbirinden kolayca
ayırt edilmesini sağlayacaktır. Word uygulamasında bu
amaçla “EKLE” sekmesinde “Kapak Sayfası” düğmesine
tıklandığı zaman listelenen hazır kapaklardan biri
seçilebilir. Hazır kapaklarda belge, yazar ve şirket adı gibi
alanlara yer verilmektedir.
Hazır tema seçimi ile bir belgede kullanılan tüm stillerin
birbiriyle tutarlı bir şekilde topluca değiştirilmesi
mümkündür. Böylece kullanıcı belgenin niteliğine ve
hedef kitlesine daha uygun bir tasarım seçebilir. Bir tema
seçildikten sonra renk kümesi, gövde ve başlıklar için
kullanılan yazı tipi, paragraf aralığı ve efektlerde
gerçekleştirilen değişikliklerle oluşturulan yeni temayı
“Geçerli Temayı Kaydet” ile kaydederek daha sonra tekrar
kullanmak mümkündür.
Tez, makale ve bildiri gibi akademik belgelerde yazım
kuralları ayrıntılı olarak belirlenmiştir ve yazarın bu
kuralları uygulaması istenir. Eğer hazır stiller uygulanması
istenen yazım kurallarına uygun değilse, kullanıcılar kendi
stillerini oluşturabilir, bütün belgeye uygulayabilir ve bu
stil kümelerini kaydedebilirler.
Sözcük işlemciler kullanıcıların üretkenliğini artırmak
amacıyla etkili ve görsel açıdan tutarlı belgeler oluşturmak
için hazır şablonlar barındırırlar. Örneğin Word
uygulaması çok sayıda hazır şablonla gelir ve ayrıca
Microsoft Office sitesinden yeni şablonlar da indirmek ve
kullanmak mümkündür. Sık yararlanılan sözcük işlemci
şablonları arasında öz geçmişler, takvimler, kartvizitler,
broşürler, iş formları, zarflar, sertifikalar, gazeteler,
bültenler, etiketler, yıllık raporlar, davetiyeler, iş
mektupları, dilekçeler, el ilanları, faks kapakları, CD/DVD
etiketleri, planlayıcılar vb. yer almaktadır. Bir şablonu
indirdikten ve içeriğini düzenledikten sonra “TASARIM”
sekmesindeki “Temalar”, “Yazı Tipleri” ve “Renkler”
düğmeleri yardımıyla görünümünü değiştirmeniz
mümkündür. “Temalar”, belgede tutarlı bir genel görünüm
oluşturmak için benzersiz bir renk, yazı tipi ve efekt
kümesini içerirler. “Renkler” ile belgedeki tema renklerine
farklı bir renk paleti uygulanabilir. “Yazı Tipleri” ile
metnin tümünde kullanılan “gövde” ve “başlık” yazı
tipleri topluca değiştirilebilir.
Ekip çalışmalarında bir belge üzerinde birden fazla kişinin
çalışması gerekebilir. “GÖZDEN GEÇİR” şerit
sekmesindeki “Açıklamalar”, “İzleme” ve “Değişiklikler”
gruplarındaki araçlar belge üzerinde birden fazla kişinin
yaptığı değişikliklerin izlenmesini sağlar.
Belge üzerinde çalışan yazarlar “Yeni Açıklama”
düğmesiyle belge üzerindeki herhangi bir konuma
kendilerine ait bir açıklama ekleyebilirler. Belgeye erişen
diğer yazarlar bu açıklamayı kimin yaptığını görebilirler.
“Değişiklikleri İzle” seçeneği ile yazarların hangi
satırlarda değişiklikler yaptığını, bu değişikliklerin neler
olduğunu ve ne zaman yapıldığına dair verileri
görüntüleyebilirler.
Belgeyi oluşturan yazar daha sonra diğer yazarların
gerçekleştirdiği değişiklikleri gözden geçirerek bu
değişiklikleri “Değişiklikler” grubundaki düğmelerle
kabul edebilir ya da ret edebilir. Birlikte çalışma işlemi
eğer OneDrive üzerindeki bir belgede Word Online ile
gerçekleştiriliyorsa yazarlar belge üzerinde aynı anda
çalışabilirler. Bir belge üzerinde yazarların aynı anda
çalışabilmesi Google Drive üzerindeki bir belgenin
Google Docs ile düzenlenmesiyle de sağlanabilir.
Yazımı ve biçimlendirmesi tamamlanan bir belgenin
başkalarınca değiştirilmemesi için önlemler almak
mümkündür. Örneğin Word uygulaması “DOSYA” şerit
sekmesindeki “Belgeyi Koru” düğmesindeki seçenekler ile
belge salt okunur hâle getirilebilir, parola ile şifrelenebilir,
düzenleme ve erişim olanakları kısıtlanabilir, belgeye
dijital imza eklenerek bütünlüğü sağlanabilir.

Ünite 3: Sunum Teknolojileri

Etkili Sunumun Adımları

Sunum, birden fazla iletişim kanalının kullanıldığı bilgi
aktarma ve paylaşım aracıdır. Sunumlar;
• Bir konu hakkında bilgi vermek,
• Bir konuyu açıklamak,
• Bir ürün veya hizmet tanıtımını yapmak,
• Katılımcıları bir yolu izlemeye ikna etmek
vb. amaçlarla hazırlanabilir.
Günümüz eğitim ve iş yaşamında sunumlardan
yararlanmak vazgeçilmez hale gelmiştir. Sunumlarda
görsel ve işitsel malzemeler kullanılarak;
• Sunumun anlaşılırlığı kolaylaştırılmış,
• Hafızalarda yer edinmesi sağlanmış,
• Konuşmacıya büyük ölçüde yardımcı olunmuş
olacaktır.
Başarılı bir sunum için en önemli adım hazırlanma
aşamasıdır. Hazırlanma aşamasında;
• sunum yapma amacı, sunumun süresi belirlenir,
• katılımcılar hakkında bilgi toplanır (yaş, cinsiyet,
eğitim durumu, deneyim…),
• katılımcıların gereksinim ve sunudan beklentileri
göz önünde bulundurulur,
• katılımcılardan gelebilecek sorulara karşı hazırlık
yapılır.
• sunumu etkili kılacak görsel malzemelerin seçimi
yapılır,
• sunum yapılacak mekânın incelenmesi (ışık,
havalandırma vb.), oturma düzeninin ve
aksesuarların gözden geçirilmesi sağlanır,
• sunum aşamalarının planlanması
gibi işlemler gerçekleştirilir.
Araştırmalar, insanların görsel, işitsel ve kinestetik
öğrenme tarzlarına sahip olduğunu ortaya koymuştur:
• Görsel öğrenme tarzına sahip olanlar; bilgiyi
resim, çizim, grafik, tablo ve yazılarla daha kolay
kazanır.
• İşitsel öğrenme tarzına sahip olanlar; bilgileri
dinleyerek diğerleriyle tartışmayı, onları
dinleyerek onlara yardımcı olmayı tercih eder.
• Kinestetik öğrenme tarzına sahip olanlar ise
bilgiyi aktif katılım yoluyla elde etmeyi tercih
ederler.
Sunumdan önce bir prova yapılması, sunucunun zamanı,
sunum hızını, ses tonunu ayarlaması açısından önemlidir.
Aktarma aşaması, sunucunun konuyla ilgili bilgi ve
deneyiminin yanında kişisel özelliklerinin de ön plana
çıktığı aşamadır. Sunum yapan kişinin katılımcılarda
oluşturduğu ilk etki çok önemlidir.
Sunum yapan kişinin;
• Vermek istediği mesajı basit ve net bir şekilde;
en fazla 10-15 kelimeden oluşan kısa cümlelerle
ve etken fiiller kullanarak vermesi,
• Herkes tarafından anlaşılması güç jargon ve
klişelerden uzak durması,
• Genel ifadeler yerine somut örnekler vererek net
ifadeler kullanması,
• Sözcükleri isabetli seçmesi,
• Çok bilinenden az bilinene doğru ilerlemesi,
• Mizahi ögelere yer vermesi,
anlaşılmayı kolaylaştırır ve sunuyu akıcı kılar.
Sunum sırasında diyagramlar, tablo/haritalar,
istatistikler/ölçümler, resimler, posterler/resim kartları,
filmlerden kesitler/müzik gibi anlatımı güçlendirecek
ögelerin kullanımı sunumun amacına ulaşmasına yardımcı
olur.
Sunumlarda aktarma süresinin en fazla 20 dakikayla
sınırlandırılmasında fayda vardır.
Kapanışta, sunumda anlatılanların en önemli noktalarını
içeren kısa bir özet yapılır. Dinleyenlere katılımları için
teşekkür edilmesi ve mutlaka bir soru-cevap bölümüne yer
verilmesi, etkileşimin sağlanması ve sunumla verilmek
istenen mesajın pekiştirilmesi açısından önemlidir.

Sunumlarda Yapılan Bazı Hatalar

Sunumlarda, sunumu yapan kişiden ve hazırlanan sunum
materyalinden kaynaklanan, katılımcıları olumsuz
etkileyen bazı hatalar söz konusu olabilmektedir:
• Sunumda çok sayıda slayda yer vermek
• Slaytlarda yazılanları aynen tekrarlamak
• Kolay okunmayan görsel malzeme kullanmak
• Görsel malzemeyi çok fazla yazılı metinle,
resimlerle veya çok farklı renklerle doldurmak
• Sunucunun dinleyicilere sırtını dönmesi
• Sunucunun çok hızlı, çok yavaş ya da okuma
biçiminde monoton bir şekilde konuşması
• Sunucunun, sunum boyunca kartlar üzerindeki
notlardan okuması
• Sunuda fazla sayıda ve farklı seviyelerde yazı
kullanılması
• Farklı büyüklüklerde yazı puntosu kullanılması
• Okumayı zorlaştıran koyu renk fon kullanılması
• Sunuda çok fazla bilgi, renk ve görsel
kullanılması
• Yazıların altı çizili kullanılması
Sık Kullanılan Sunum Teknolojileri
Eğitim ya da ticari amaçlı geliştirilen birçok sunum aracı
vardır. Bunlardan birkaçı şunlardır:
• Microsoft PowerPoint
• Prezi
• Google Sunu
• VoiceThread
• SlideShare
• Popplet
Microsoft PowerPoint önceden belirlenmiş bir konuyu
belirli bir gruba yazılı, görsel, işitsel ve görsel-işitsel
ögeler yoluyla tanıtmak, öğretmek, bilgilendirmek, ikna
etmek ya da açıklama yapmak maksadıyla kullanılan,
etkili iletişim sağlamada kullanılabilen bir sunum
programıdır ve;
• PowerPoint dosyalarının uzantısı PPTX’dir.
• PowerPoint dosyalarına SUNU adı verilir.
• PowerPoint programındaki her bir ekrana
SLAYT denir.
Microsoft PowerPoint sunum programının nasıl
başlatılacağı, temel bölümlerinin hangi işlevlere sahip
olduğu ve nasıl kullanılabileceğine yönelik bilgiler, ders
kitabınızın 52-59. sayfaları arasında ekran resimleriyle
birlikte açıklanmaktadır.
Prezi ise çevrim içi olarak; http://www.prezi.com web
adresi üzerinde çalıştırılabilen, sunumlara görsellik
kazandırarak ilgi çekici slaytlar oluşturmayı sağlayan bir
sunum programıdır.
Prezi, kullanıcılara şu olanakları sunar:
• Sunumların çevrim içi ortamda saklanması
• İstendiğinde sunum üzerinden değişiklik
yapılması
• Başka kullanıcılarla aynı sunum üzerinde birlikte
çalışılması
• Daha önceden hazırlanmış sunumların
bilgisayara indirilebilmesi

Ünite 4: Hesap Tabloları

Hesap Tabloları ve Yazılımlar

Hesap tablosu kullanıcıların verilerini tablo yapısında
organize ederek veriler üzerinde hesaplama, analiz ve
raporlama yapmalarını sağlayan genel amaçlı uygulama
yazılımlarıdır. İlk kez 1961 yılında bir muhasebe hesap
tablosu ana bilgisayar üzerinde programlanarak tablo
olarak gösterilmiştir. 1978’lere gelindiğinde artık
kullanıcıların tamsayı girişi yapabildiği 5 sütun ve 20
satırdan oluşan elektronik tablolar kullanılmaya
başlanmıştır. Bugün kullandığımız hesap tabloları sadece
muhasebe için değil bireysel ve iş ihtiyaçlarını karşılamak
için oldukça gelişmiş yazılımlardır.
Hesap tablosu yazılımları verileri satır ve sütunlardan
oluşan hücreler şeklinde organize ederler. Hesap
tablosunda hücrelere erişim için iki boyutlu matrisin
referans sistemine benzer bir yapıda sütunlar harf, satırlar
ise rakam ile kodlanır. Örneğin “A2” adresi bir hesap
tablosunun ilk sütununun ikinci satırındaki hücreyi ifade
eder. Böylece hücrelerde yer alan verilerden hesap
yapılabilecek etkin bir referans sistemi oluşturulur. Hesap
tablolarında üzerinde işlem yapılan hücre ya da hücrelerin
seçili olması gerekmektedir. Bu nedenle aktif hücre ve
aktif sayfa kavramları kullanılmaktadır.
Bireysel ihtiyaçlar ve is hayatında yoğun olarak kullanılan
hesap tabloları form tasarlamada, nesnelerin listesini
hazırlamakta, finans ve muhasebe işlemlerinde, basit
istatistiksel analizlerde faydalanılan uygulama
yazılımlarıdır. Hesap tabloları kolay ve hızlı kullanım
özellikleri ile hesaplama, özetleme, sıralama, analiz,
görselleştirilme amacıyla yaygın olarak kullanılmaktadır.
Hesap tablosu yazılımlarını isleyiş açısından çevrim içi
uygulamalar ve masaüstü uygulamalar olarak
sınıflandırabiliriz. Google e-tablolar, Microsoft Office 365
Excel uygulamaları web tarayıcı üzerinde herhangi bir
uygulama kurmadan ve içeriğin ilgili bulut depolama
alanında saklandığı yeni nesil hesap tablolarına örnek
verilebilir. Masaüstü hesap tabloları yazılımlarının en
yaygın kullanılan ve bilinen örnekleri olarak Microsoft
Excel, OpenOffice Calc, Numbers, Libre-Office Calc ve
Lotus 1-2-3 yazılımlarıdır.

Tabloların Oluşturulması ve Düzenlenmesi

Hesap tablolarının temel yapı tası hücrelerdir. Hücreler
metin ve sayısal olmak üzere iki tür veri içerirler. Bir
hesap tablosuna veri girişi sadece klavye kullanılarak
yapılmaz. Bazen diğer programlardan kopyala-yapıştır
işlemi ile bazen de dış veri kaynaklarından veri alınarak
yapılabilmektedir. Dış veri kaynaklardan veri almak bir
hesap tablosu yazılımının en önemli özelliklerinden
biridir. Bunun nedeni günümüzdeki birçok bilgi
sisteminde oluşan verilerin veri tabanlarında, web
sayfalarında ve metin dosyalarında bulunmasıdır.
Hesap tablolarının önemli özelliklerinden biri de
hücrelerinde sakladıkları verilerin farklı biçimlerde
görüntüleyebilmeleridir. Aslında veri yapısı açısından
bakıldığında hesap tabloları hücreleri sayı ve metin türü
olmak üzere iki farklı tür olarak barındırır. Hesap tablosu
yazılımları hücrede saklanan verinin biçimlenmesini
kolaylaştırmak için kullanışlı ara yüzler tasarlamıştır.
Sayısal verilerin gösterimi için birçok biçim seçeneği
sunan hesap tabloları, tarih, saat, tamsayı, bilimsel
gösterim, para birimi gibi görünümleri desteklerler.
Hücrelerin veri biçimleme özelliğinin yanı sıra görselliği
sağlayacak şekilsel biçimleme özellikleri oldukça
gelişmiştir. Hesap tablosu yazılımları kullanıcıların kolay
ve hızlı olarak görsel tasarımlar gerçekleştirmeleri için
önceden tasarlanmış hazır stiller sunarlar. “Hücre
Biçimlendir” menüsünün sekmelerinde yer alan “Sayı”,
“Hizalama”, “Kenarlık” ve “Dolgu” bölümleri bir
hücrenin biçimlendirilmesi için gerekli işlevleri sağlarlar.
Hizalama: Verinin hücre içinde yerleştirileceği konumu,
yönlendirme biçimini ve metin denetimi ayarlamalarının
yapılacağı sekmedir. Genellikle bir ayarlama yapılmaz ise
metin veriler hücrenin sol alta sayısal veriler ise hücrenin
sağ alt kısmına yerleştirilir.
Yazı Tipi: Hücre içinde görüntülenecek verinin yazı tipi,
büyüklüğü, rengi ve vurgu türünü (kalın, italik) belirleyen
biçimlemedir. Ayrıca metinlerin alt simge, üst simge gibi
efektleri genellikle yazı tipi kısmından
ayarlanabilmektedir.
Kenarlık ve Dolgu: Tablonun şekillendirilmesinde
kenarlıklar ve dolgu da mutlaka bilinmesi gereken
biçimlendirme işlevleridir. Bir hücrenin ya da seçilmiş
hücrelerin kenarlıklarındaki çizgilerin kalınlığı, sekli ve
rengi bu kısımdan belirlenebilir. Hücrenin zemin rengi ya
da başka bir ifade ile dolgu renginin belirlenmesi için
birçok farklı seçenek sunulmaktadır.
Koşullu biçimlendirme hücre içine girilecek verinin
değerine göre daha önceden belirlenmiş biçimlerin
otomatik olarak uygulanmasını sağlayan biçimlendirme
türüdür. Bu özellik hesap tablosu yazılımlarının tamamı
tarafından desteklenir. Bu biçimlendirme şekli sayesinde
kullanıcılar veri içinde dikkat çekmek istedikleri değerleri
önceden belirledikleri ayarlamalar ile tanımlarlar. Bu
özellik ile hatalı veri girişini engelleyebildiği gibi verinin
büyüklüğü görsel olarak anında ölçeklenebilmektedir.

Formüller ve İşlevler

Hesap tabloları formülleri ve işlevleri barındırır. Bir
hücreye formül tanımlamak için o hücrenin ilk
karakterinde “eşittir” (=) işlecinin kullanılması
zorunludur. “eşittir” (=) işleci kullanılmadan bir hücreye
girilen herhangi bir rakam ya da iki sayının çarpımı,
toplamı gibi aritmetik işlemler hücrede metin olarak
görüntülenir.
Formüllerde diğer hücrelerin adreslerini kullanmak
oldukça basittir. Önce sütun harfinin sonra da satır
numarasının yan yana gelmesi ile ilgili hücre
adreslenebilir. Hesap tablolarında bir satır için yazılmış
formül alt satırlara kopyalandığında otomatik olarak
içerisindeki hücre referansları alt satıra göre değiştirilir.
Hücre referanslarında satır ya da sütun ifadelerinin önüne
konulan $ işareti, ilgili referansın başka hücrelere
kopyalanırken sabit kalmasını sağlar.
Kullanıcıların formülleri ve hücre referanslarını kolayca
yazmasını sağlayan birtakım özellikler yazılımlar
tarafından sunulmaktadır.
• Formül girişi esnasında diğer hücrelere
tıklanması, tıklanan hücrenin adresinin imlecin
bulunduğu yere otomatik olarak yazılır.
• Formül içindeki adresler farklı renklerle ifade
edilerek tablo üzerinde işaret edilirler.
• İşlev ve parantezlerin yazılmasında hatanın
engellenmesine yönelik çözümler sunarlar.
• Hatalı girilen ya da sonuçlanan formül girişinin
sonucu hücrede gösterilir.
Hücrelerde hatalı işlem yapılırsa, hücrelerde uyarı ya da
hata mesajları alınabilir. Böylece kullanıcı yapılan hata
hakkında bilgilenir. Kullanıcıların karşılaşabilecekleri
temel hatalar arasında;
• sıfıra bölme hatası “#SAYI/0!”,
• işlevlere hatalı veri türünün parametre olarak
girilmesi durumunda “#DEGER!”,
• formülde hatalı referans yazımı “#BASV!”,
• bir arama işlevinin değer bulamaması durumunda
“#YOK”,
• hatalı ad kullanımı “#AD?” ifadeleri hücrede
görüntülenir.
Hesap tablosu yazılımlarında çok geniş işlev
kütüphaneleri ile bu işlevlerin kolay kullanımına yönelik
sihirbazlar ve yardımcılar bulunmaktadır. Hesap
tablolarında farklı amaçlara yönelik yüzlerce işlev
bulunmaktadır. İşlev ekleme yardımcısı işlevleri finansal,
tarih saat, matematik ve trigonometri, istatistiksel, arama
ve başvuru, veri tabanı, metin, mantıksal vb. gruplara
bölerek kolay ulaşılmasını sağlamaktadır.
“İşlev ekle” iletişim kutusunda seçilen işlevin ne ise
yaradığı ve nasıl kullanıldığı hakkında kısa bir açıklama
yer alır. Ayrıca “bu işlev hakkında yardım” kısmına
basılarak işlev hakkında örnekleri ile birlikte ayrıntılı bilgi
alınabilmektedir. İşlevin kullanımına karar verdikten sonra
yine işlevin parametreleri ve çalısınca elde edilen sonuç
fonksiyon giriş ekranında görülebilmektedir.

Veri Listeleri ile Çalışmak

Veri listeleri, gerçek dünya varlıklarının dijital ortamda
ifade edilmelerinde kullanılan iki boyutlu tablolar olarak
tanımlanabilir. Bu tabloların dikey boyutu (satırlar)
listelemek istediğimiz nesneleri, yatay boyutu (sütunlar)
ise ilgili nesnenin ilgilendiğimiz özelliklerini temsil eder.
Veritabanları tablolarına benzeyen bu yapıya veritabanı
terminolojisinde satırlara kayıt sütunlara ise alan adı
verilmektedir. Bir okuldaki öğrencilerin listesi, veri
listelerine örnek olarak verilebilir.
Hesap tablosunda oluşturulan listenin satır sayısında sınır
bulunmaktadır. Önceleri 65.535 olan bu sayı 1.048.576
olarak genişletilmiştir. Bir hesap tablosu bir milyon satır
verinin depolanması için kullanılabilir. Ancak bu veri ile
yoğun hesap yapılması durumunda kullanıcının ihtiyacını
görecek yazılım türü hesap tablosu değil bir veritabanı
yönetim sistemi olacaktır.
Hesap tablolarında da veri listelerini sıralamak için
gelişmiş sıralama seçenekleri yer almaktadır. Bir listenin
sıralanması için izlenmesi gereken adımlar aşağıda
listelenmiştir.
1. Öncelikle sıralanacak listenin tüm satır ve
sütunları seçilir.
2. Daha sonra genellikle veri menüsünde yer alan
sırala komutu seçilir.
3. Sıralamanın yapılacağı sütunlar sırası ile seçilir.
4. Sıralamanın hücrenin hangi özelliğine göre
yapılacağı belirlenir.
5. Sıralama düzeni seçilir. Sıralanacak alanlar artan
ya da azalan sıralanabilir.
6. Sırala komutu tamamlanır.
Hesap tablolarında listeler sadece hücre değerlerine göre
değil hücre rengine, yazı rengine ve hücre sembolüne göre
de sıralanabilir. Bir listedeki mevcut alanlardan
(sütunlardan) hesaplanarak elde edilmiş yeni alana
hesaplanmış alan denir. Hesaplanmış alanlara göre listeleri
sıralamak mümkündür.
Veri listelerini filtrelemek başka bir deyişle sınırlamak
ya da süzmek hesap tablolarında sıklıkla başvurulan veri
isleme şekilleridir. Mevcut veri listesinin istenilen
koşullara uyan alt kümelerini elde etmek için filtreleme
işlemi kullanılır. Hesap tablolarında bir veri listesini
filtrelemek için veri listesinin tamamı seçilerek aşağıdaki
komutlar sırası ile uygulanır.
1. Filtreleme işlemi sonrası sütun baslıklarının
sağında beliren oklara basılarak filtreleme
1. seçenekleri görüntülenir.
2. Seçilen alanda yer alan veriye göre filtre
özellikleri seçilir.
3. Filtreleme türü belirlenir (büyük, küçük,
arasında, içerir vb.)
4. Filtre değerleri girilerek işlem tamamlanır.

Grafik ve Özet Tablolarla Çalışmak

Hesap tabloları kullanıcıların sahip oldukları veriyi
tanımalarına ve analiz etmelerine yardımcı olabilecek
birçok araç sunar. Grafikler ve özet tablolar da (Pivot
Table) bu araçlardandır. Grafikler satır ve sütunlar hâlinde
bulunan verilerin görselleştirilmesini sağlayan araçlardır.
Veri tablolarına bakıldığında fark edilemeyen büyüklük,
ilişki, trend gibi olgular doğru bir grafik oluşturulduğunda
kolayca ortaya çıkabilir. Ayrıca verinin raporlanması ve
sunumunda grafikler her zaman daha ilgi çekici ve
anlaşılır bir görünüm oluşturmaktadır. Hesap tablolarının
çizimini desteklediği genel grafik türleri aşağıda
sıralanmıştır.
• Sütun grafik: Veri büyüklükleri sütunlar hâlinde
oranlanarak görselleştirilir.
• Çubuk grafik: Sütun grafiğin yatay olarak
çizilmesi ile oluşturulur.
• Pasta grafik: Bir bütünün parçalarının bütündeki
oranını göstermek için çizilir.
• Alan grafiği: Değişikliğin büyüklüğünü
vurgulamak için kullanılan grafiklerdir.
• Çizgi grafiği: Zaman içerisindeki farklı
değişkenlerin durumunu izlemek için kullanılır.
• Dağılım grafiği: Veri serileri arasındaki
ilişkilerin gösterilmesi için çizilir.
• Radar grafiği: Birden çok ekseni bir grafikte ağ
seklinde çizilmesini sağlar.
Hesap tablolarında grafik çizimi için öncelikle veri
seçilmeli daha sonra grafik çizmek için ilgili araç
çalıştırılmalıdır. Grafik çiziminde dikkat edilmesi gereken
konu grafik türünün ve veri serilerin doğru seçimi
olmaktadır. Grafik çizim sürecini basit hâle getiren adım
adım çalışan yardımcılar sayesinde istenilen grafiğin
çizilmesi mümkündür.
Özet tablo, veri listelerini özetlemede hızlı ve kolay
kullanıma sahip yaygın bir araçtır. Özet tablolar
listelerdeki sütun baslıklarının bir tablo üzerine
yerleştirilerek o alanlardaki verilerin sayılması, toplanması
ya da birtakım hesapların yapılmasını otomatik olarak
gerçekleştirirler. Hesap tablolarında özet tablo oluşturma
adımları aşağıda sıralanmıştır.
1. Özet tablosu hazırlanacak verinin seçilmesi
2. Özet tablo komutunun seçilmesi
3. Özet tablonun nereye oluşturulacağının seçilmesi
(yeni bir sayfada ya da aynı sayfada başka bir
konuma)
4. Listenin sütun baslıklarından oluşan alan adlarını
özet tablo şablonda ilgili yere yerleştirilmesi ve
hesaplama seçeneklerinin belirlenmesi
Veri listesi seçilip özet tablo oluşturma komutu verildikten
sonra hesap tablosu “Filtreler”, “Satırlar”, Sütunlar” ve
“Değerler” yazan dört bölgeyi içeren boş bir şablon ve
üzerinde veri listesinin sütun başlıkları görüntülenir.
Kullanıcının ihtiyacına göre ilgili sütun isimleri özet tablo
şablonuna taşınır. Böylece özet tablo oluşturulur. Özet
tablo bölmelerinin sağ altındaki değerler bölmesinde
hesaplama türü toplama, sayma, ortalama, en büyük, en
küçük, çarpım, standart sapma seklinde ayarlanabilir.

Ünite 5: İnternet Teknolojileri

Giriş
Radyonun dünya çapında 50 milyon kullanıcıya ulaşması
38 yıl, televizyonun ise 13 yıl almasına karşın internetin
aynı sayıda kitleye 9 ayda ulaşması, tarihin en hızlı
iletişim aracı olmasını sağlamıştır.
Akıllı telefonlarımız ve diğer mobil cihazlarımızla Wifi,
CDMA ve GSM gibi kablosuz internet teknolojilerinden
yararlanıp İnternet’e bağlanarak hareket halindeyken bile
bilgilere erişip paylaşımda bulunabiliyoruz. Kitap, dergi,
gazete ve ansiklopedi gibi basılı materyaller arasında
herhangi bir konuda araştırma yapabiliyor, bankacılık
işlemlerini ve devlet dairelerindeki resmi evrak
işlemlerini hiçbir yere gitmeden yapabiliyoruz.
İnternet’in Temel Kavramları
İnternet, kelime anlamı olarak kendi aralarında bağlantılı
ağlar anlamına gelmektedir. Diğer bir ifadeyle İnternet,
ağların ağı olarak da tanımlanabilir.
İnternet’in temelini oluşturan en yaygın kullanılan ve
sıklıkla duyduğumuz temel kavramlarından öne çıkanları;
html, www, http, URL, IP ve DNS’tir.
HTML: 1989 yılında CERN’de Tim Berners Lee
tarafından geliştirildi. Hypertext Markup Language
kelimelerinin kısaltılmasından oluşan HTML, Zengin
Metin İşaretleme Dili anlamına gelmektedir. HTML’in en
önemli özelliği linklerdir. Linkler sayesinde tek bir
tıklamayla ilgili sayfaya veya Web sitesine
ulaşabiliyoruz.
WWW: World Wide Web kelimelerinin kısaltmasıdır.
İnternet’in en çok kullanılan bölümü olan WWW temelde
sunucu mantığına dayanmaktadır. Milyonlarca resim,
video ve metinden oluşan İnternet’in en çok kullanılan
bölümü olan WWW temelde sunucu mantığına
dayanmaktadır. Web siteleri, tek tek kullanıcılara
ulaştırmak yerine sunucu adı verilen bilgisayarlara
kaydedilerek herkese açık hâle getirilir.
Http: İnternet’te Web sitelerinin bulunduğu sunucu
bilgisayar ile kullanıcı bilgisayarları arasında bilgilerin
nasıl aktarılacağına dair kurallar ve yöntemleri
düzenleyen bir sistemdir. Https ise http protokolüne
güvenli ağ protokolünün eklenmesiyle oluşturulmuştur.
URL: Uniform Resource Locator kelimelerinin kısaltması
olup Standart Kaynak Bulucu anlamına gelmektedir. URL
bir Syntax, yani söz dizimidir. Temel olarak URL, bir
web sitesine erişmek için yazdığınız Web adresidir.
IP: Internet Protocol kelimelerinin kısaltmasından oluşan
IP’yi İnternet’e doğrudan bağlı her bilgisayarın sahip
olduğu kimlik numarası olarak tanımlamak mümkündür.
IP adresleri, ikili sayı sisteminde sekizer haneden oluşan
dört grup sayının bileşiminden oluşur.
DNS: Domain Name System kelimelerinin kısaltmasından
oluşan DNS alan adı sistemi anlamına
gelmektedir. DNS sistemi İnternet uzayını bölümlemeye,
bölümleri adlandırmaya ve bölümler arası iletişimi
sağlamaya yarayan bir sistemdir.
Mobil İnternet
Dünyada olduğu gibi ülkemizde de günden güne artmakta
olan Mobil İnternet mobil cihazlar (cep telefonu, akıllı
telefon, tablet gibi) üzerinden gerçekleşir.
İlk çalışmalar Japonya’da geliştirilen birinci nesil kablosuz
telefon ağı (1G) teknolojisiydi. Sayısal yayına geçilmesi
ikinci nesil kablosuz telefon ağı (2G) teknolojisinin
geliştirilmesi ile mümkün oldu.
1G’nin en büyük eksikliği sayılabilecek iletimde
güvensizlik 2G’de şifreleme yoluyla giderildi. Daha sonra
Avrupa’nın kullandığı “Global System for Mobile
Communications” (Küresel Sistemde Mobil Haberleşme)
baş harflerinin alınarak oluşturulan GSM bireysel iletişim
standartı geliştirildi.
İlk ticari GSM servisi 1991 yılında Telecom Finland
tarafından Finlandiya’da başladı.
General Packet Radio Servis” baş harfleri alınarak
oluşturulan GPRS ise, saniyede 28.8 Kbps’den 115
Kbps’ye kadar hızlara ulaşabilen paket temelli mobil
iletişim servisidir. GPRS’ten sonraki aşama olan EDGE,
veri aktarım hızını 384 Kbps’ye çıkarmıştır. Kullanıcıların
çoklu ortam uygulamalarını kullanmalarına 3G kadar
hızlı olmasa da izin vermektedir.
3G teknolojisi özellikle ses ve görüntü servisleri, veri
haberleşmesi, kısa mesaj servisleri (SMS) gibi hizmetlerin
daha hızlı veri transferi, kullanıcı hareketliliğinin
genişletilmesi ve kullanıcıların çoklu ortam
uygulamalarına olan eğilimlerini karşılamaya yönelik
başlatılmış olup, kablolu bağlantının olmadığı yerlerde
yüksek hızlı İnternet erişimini olanaklı hâle getirmiştir.
ABD, Japonya ve Güney Kore gibi ülkelerde kullanılmakta
olan 4G’nin amacı, mevcut merkezi hücresel ağları, IP
tabanlı dünya çapında tek bir merkezi hücresel ağ
standardında birleştirmektir.
“Nesnelerin İnterneti” kavramı kullandığımız çay
makinası, radyo, güvenlik kapısı gibi cisimlerin İnternete
bağlı olması ve kullanıcıların hayat tarzlarına göre
programlanabilmesi anlamına gelmektedir.
• 1G = analog (9.6 Kbps)
• 2G = digital, ses (28,8 Kbps)
• 2.5G = veri eklendi (GPRS) (115 Kbps)
• 2.75G = daha hızlı ver (EDGE) (384 Kbps)
• 3G = Sayısal ve paketli veri aktarma
(WCDMA, EvDO) (28 Mbps)
• 4G = LTE kablosuz (wireless) ve daha geniş
bant veri aktarımı (100 Mbps)
• 5G = henüz tanımlı değil

İnternetin Gelişim Süreci

İlk bilgisayar ağı 1970’te Amerika Birleşik Devletlerinde
15 bilgisayarın birbirine bağlanmasıyla oluşturulan
ARPANET, Amerikan Gelişmiş Savunma Araştırmaları
Dairesi Ağıdır. İlk e-mail sistemi 1972 yılında Roy
Tomlinson tarafından ARPANET için geliştirildi. 1973’te
FTP protokolü geliştirildi. TCP ve IP, 1 Ocak 1983
tarihinde ARPANET’te kullanılmaya başlandı.
Tim Berners Lee 1989 yılında NeXT marka bir bilgisayar
kullanarak html işaretleme dilini geliştirdi ve ilk web
sunucusunu oluşturdu. WWW teknolojisi, 30 Nisan 1993
tarihinde, telifsiz olarak isteyen herkesin kullanımına
açıldı.

Türkiye’de İnternet’in Gelişimi

İnternet bağlantısının Türkiye’de gelişim süreci, 1986
yılında TÜVEKA (Türkiye Üniversiteler ve Araştırma
Kurumları Ağı) geniş alan ağına bağlanmasıyla başladı. 12
Şubat 1987 tarihinde bu ağa EARN ve BITNET ağı dâhil
oldu. Sadece eğitim kurumlarına özel bir ağ teknolojisi olan
BITNET’in sonraki yıllarda hat kapasitesinin yetersiz
kalması ve gereksinimleri karşılamaması üzerine 1991
yılında ODTÜ ve Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma
Kurumu (TÜBİTAK)’nun ortak çabaları ile İnternet
bağlantısını ülke içinde sağlamak ve yaymak üzere Türkiye
Internet Proje Grubu (TR-NET) kuruldu.
İlk bağlantı 1992 yılında Hollanda’ya yapıldı, ardından
1993 yılında PTT’den sağlanan 64 Kbps kapasiteli kiralık
hat ile ODTÜ Bilgi İşlem Daire Başkanlığında yer alan
yönlendiriciler üzerinden TCP/IP protokolü kullanılarak
ABD Washington NSFNet geniş alan ağına dâhil olundu.
1996 yılında 176 birime hizmet veren Ulusal Akademik Ağ
(ULAKNET) kuruldu. 1997 tarihinde ULAKNET’in ilk
ulusal bağlantısı ise Ege Üniversitesi ile gerçekleştirilmiş
olup, aynı yılın Ekim ayı itibarıyla 39 üniversiteyi bağlar
duruma geldi. 1997 yılında ULAKNET-UUNet (ABD)
arasında 2Mbps bağlantı kuruldu, ODTÜ NSFNet kapatıldı,
ULAKNET’e bağlı uç sayısı 64’e yükseltildi. (Şekil 5.2)
İnternetin ticari kuruluşlara ve halka ulaşmasını
sağlayan proje TURNET, Türk Telekom tarafından
hayata geçirildi. İkisi İstanbul (2 Mbit/s – 512 Kbps) biri
Ankara’da (2 Mbps) olmak üzere üç ticari hat üzerinden
İnternet servis sağlayıcılara erişim sunulmaya başlandı.
1997 yılında İnternet servis sağlayıcılarının sayısı 80’i
bulmuştur.
2000’li yıllara gelindiğinde ULAKNET toplam 114
noktadan 80 üniversite ve araştırma kurumu İnternet
hizmetinden yararlanır duruma gelmiş, yurtdışı hatlar ise
Ankara’dan ABD’ye 3 ayrı hattan toplam 10 Mbps’e
ulaşmış, İnternet genişbant bağlantı altyapı çalışmaları
hızlanmıştır. 2010 sonrası ULAKNET’e bağlı uç sayısı
toplamda 923’e, ana uç sayısı 183’e yükseltilmiş, toplam
İnternet bağlantı kapasitesi 23 Gbps’e çıkarılmıştır.

Web Tarayıcıları

Web tarayıcıları, İnternet’te sunucu bilgisayar üzerinde
bulunan Web sitelerine ulaşmamızı sağlayan yazılımlardır.
Yani WWW üzerindeki bir HTML sayfasına HTTP
protokolüyle ulaşmamızı sağlayan yazılımdır. Ses, metin,
resim ve videoları açabilir, bu çoklu ortamları kaydedebilir
veya paylaşabilir.
Web tarayıcıları; İnternet bağlantı seçeneklerini
belirlememizi, kullanım amaçlarımıza uygun olarak
ayarlamamızı, sık kullanılanlar listesi oluşturmamızı, çıktı
almamızı, geçmiş listesine ulaşmamızı, linklerle sayfa ve
sitelerde dolaşmamızı, çalışan sayfalarda nesneleri
bulmamızı, e-posta hesaplarımıza erişmemizi, e-posta
atmamızı ve gelen e-postaları okumamızı sağlarlar.
Hız, görünüm, güvenlik ve uygulama zenginliği yarışından
sadece bazı Web tarayıcıları başarıyla çıkabilmiştir:
Mozilla Firefox:
Mozilla Vakfı aracılığıyla geliştirilen Web tarayıcı, e-posta,
takvim, arıza takip sistemi ve geliştirme araçlarını birlikte
sunan bir açık kaynak yazılım projesidir. Firefox 80 farklı
dilde, Windows, Mac OS, Linux ve Android işletim
sistemlerinde çalışabilmektedir. Özelleştirilebilir arayüzü
vardır.
Windows Internet Explorer:
Microsoft şirketi tarafından geliştirilen bir Web tarayıcısıdır.
İlk sürümü 1995 yılında ortaya çıkmıştır. Önce Mac OS ve
Windows desteği sonra SSL, HTTP çerezleri desteği
sağlandı. Daha sonra CSS, Java, ActiveX, HTML5,
Direct3D, WebGL, JavaScript ve WebCrypto desteği
sağlandı. Internet Explorer son yıllarda liderliği Google
Chrome ve Mozilla Firefox tarayıcılarına bırakmıştır.
Google Chrome:
2008 yılında Google tarafından geliştirilen ve Türkiye’de
yaygın olarak kullanılan web tarayıcılarındandır. Google
Chrome’da yapılan değişiklikler anlık senkronize edilir ve
birden fazla cihazda oturum açıldığında tüm değişiklikler
diğer cihazlardaki Google Chrome web tarayıcısına
yansıtılır. Senkronize edilen veriler, Google sunucularında
kriptografik anahtar kullanılarak şifrelenir. Chrome, web’e
göz atarken kötü amaçlı yazılım saldırılarına karşı korunmaya
yardımcı olacak özellikler içermektedir.
Safari:
Apple firmasının tüm ürünlerindeki varsayılan web
tarayıcısıdır. Apple, kapalı bir sisteme sahiptir ancak kendi
ürünleri arasında tutarlı, etkili ve verimli kullanıcı deneyimi
sağlar. Örneğin MAC bilgisayarınızda Safari tarayıcıya
kaydettiğiniz okuma listenizi, iCloud isimli bulut tabanlı
uygulama aracılığıyla kullandığınız iPhone, iPad gibi diğer
Apple ürünlerindeki Safari tarayıcı üzerinden erişebilmeniz
için güncellemelere izin verir.

Arama Motorları

Arama motoru İnternet’te bulunan içeriklere ulaşmamızı
sağlayan, web robotu, arama indeksi ve kullanıcı
arabiriminden oluşan bir mekanizmadır. Web robotu, Web
siteleri arasındaki bağlantıları, URL’leri, kullanarak
İnternet’teki web sitelerini otomatik olarak gezer ve
gezindiği Web sitelerinin sayfa içeriklerini saklar. Bu
içerikler arama indeksleri biçiminde saklanarak hızlı bir
şekilde sorgulanabilir hâle getirilir. Kullanıcı arabirimi ise
anahtar kelimeler ve arama operatörleriyle bu indeksler
içerisinde arama yapmamızı sağlar.
• Bir kelimenin veya sitenin önüne tire (-) eklediğinizde o
kelimeyi veya siteyi içeren sonuçlar hariç tutulur.
Örneğin Açıköğretim -forum biçiminde sorgulama
yaptığımızda içinde forum kelimesi geçen siteler hariç
tutularak sonuçlar listelenecektir.
• Bir kelimenin veya sitenin önüne tire (+) eklediğinizde
o kelimeyi veya siteyi içeren sonuçlar dâhil edilir.
• Bir kelimeyi veya kelime öbeğini tırnak içinde (“)
yazdığınızda, sonuçlarda yalnızca aynı kelimeyi aynı
sırada, tırnak içinde verildiği gibi içeren sayfalar
sıralanır.
• Bilinmeyen terimler için bir yer tutucu olarak yıldız
işareti (*) ekleyebilirsiniz.
• AND veya & ile tüm terimleri veya tümcecikleri içeren
web sayfalarını bulabilirsiniz.
• NOT veya – ile bir terim veya tümceciği içeren web
sayfalarını dışlayabilirsiniz.
• OR veya | ile terimlerden veya sözcük gruplarından
herhangi birini içeren web sayfalarını bulabilirsiniz.
Google Arama Motoru:
1998 yılında kurulan Sergery Brin ve Lary Page
tarafından kurulan Google, dünyada ve Türkiye’de en
çok kullanılan arama motorudur. Web sitelerini, 200’den
fazla sinyal ve patentli PageRank ™ algoritması gibi bir
dizi teknik kullanarak değerlendirir. PageRank ™, web
sitelerinin başka hangi web sayfaları tarafından en iyi
bilgi kaynağı olarak gösterildiğini analiz eder. Makaleler,
tezler, bildiriler, raporlar gibi akademik çalışmalara
yönelik belgeleri aramak için Google, Akademik arama
motoru geliştirmiştir.
Bing Arama Motoru:
Microsoft şirketinin daha önce bilinen adıyla Live Search,
Windows Live Search ya da MSN Search yerine
kullanıma sunduğu bir arama motorudur. 2009 yılında
deneme çalışmaları başlayan Bing arama motoru
kullanıcıların İnternet’te arama yapma alışkanlıklarını
değiştirme iddiasıyla ortaya çıktı. Bing’ deki en önemli
yenilik ise Web sitelerine bağlantı vermenin dışında alt
başlıklar hâlinde bilgilerin de listelenmesidir. En önemli
avantajlarından biri de Microsoft şirketinin sahip olduğu
MSN, Office365 ve Outlook gibi hizmetleri arayüzünde
sunmasıdır.
Yandex Arama Motoru:
Kullanıcılarına İnternet’te aramanın yanı sıra haberler, eposta,
çeviri, harita gibi birçok farklı İnternet servisi
sunmayı amaçlayan bir arama motoru ve web bilgi
portalıdır. Harita özelliği ile kullanıcıların bulunduğu
konuma ilişkin hava sıcaklığını gösterir. Rusya
piyasasında liderliğini sürdüren Yandex arama motoru, son
yıllarda Türkiye’de oldukça popüler olmaya başlamıştır.
İnternet uygulaması arasında Yandex Trafik’in öne çıktığı
gözlenmektedir.
Yahoo Arama Motoru:
1995 yılında kurulduğunda arama motoru olarak hizmet
vermeyi amaçlayan Yahoo, zamanla e-posta, haber, hava
durumu, seyahat, sinema, müzik, iş arama, finans gibi
hizmetleri bünyesine ekleyerek dünyada en çok ziyaret
edilen siteler arasına girmeyi başarmıştır. İleri arama
özelliği ile ayrıntılı arama yapılabilmektedir. Yine bu
özelliği kullanarak arama yapmak istediğiniz ülkeyi, dili,
alan adını seçebilir, arama sonuçlarına yönelik dosya
formatlarını belirleyebilirsiniz.
Mynet Arama Motoru:
1998 yılında kurulan Türkiye’nin ilk Türkçe portalı olan
Mynet’te çeşitli kategoriler içinde arama yapabilirsiniz.
Sunduğu resim seçeneği ile görsellere ulaşmak oldukça
kolaydır. Arama sonuçları, tarihe ve konuyla ilgili olma
kriterlerine göre listelenir.

E-Devlet

Türkiye’de e-Devlet Kapısı, kamu bilgi bankası
işleviyle birlikte vatandaşların Internet üzerinden
sunulan kamu hizmetlerinden tek noktadan ve güvenli bir
şekilde faydalanabilmeleri amacıyla kurulmuştur. e-
Devlet Kapısı sistemine entegrasyonu tamamlanan
kurumların hizmetleri, www.türkiye.gov.tr adresi
üzerinden sunulabilmektedir.
e-Devlet şifresi, üzerinde T.C. Kimlik Numarasının
bulunduğu fotoğraflı kimlik ile şahsen başvuru yaparak
yurt içinde PTT Merkez müdürlüklerinden veya yetkili
şubelerden, yurt dışında Elçilik ve Konsolosluklardan
temin edilebilir.
Şifre değişikliği sayfasında şifre güvenlik kriterleri
bulunmaktadır.
e-Devlet Kapısı üzerinden bilgilendirme hizmetleri,
bütünleşmiş elektronik hizmetler, ödeme işlemleri, kamu
kurumları arasında bilgi ve belgelerin paylaşımı işlemleri
sağlanmaktadır. Ayrıca 43 ilde bulunan 108 belediye ve 4
yerel hizmet kurumu tarafından sunulan elektronik
hizmetlere de e-Devlet Kapısı sisteminden
erişilebilmektedir. e-Devlet Kapısı sisteminin sunduğu
hizmetler her geçen gün artmaktadır.

Dünyada e-Devlet Uygulamaları

Gelişmiş ülkeler başta olmak üzere birçok ülke,
kaynakların etkin kullanımı ve maliyetlerin düşürülmesi,
hükümet politikalarının hesap verilebilirliği ve şeffaflığı,
piyasa ekonomisinin etkin şekilde tesis edilmesi,
demokrasinin din, dil, ırk, zengin, fakir, statü ayrımı
yapılmaksızın her yere ve herkese nüfuz etmesi, hükümete
güven ve bağlılığın artırılması, kamu mal ve hizmetlerine
en hızlı ve adil bir şekilde erişim sağlanması gibi amaçlarla
e-Devlet uygulamalarını kullanmaktadır.
Birleşmiş Milletlerin 2014 yılında yayınladığı rapora göre,
Güney Kore, Avustralya ve Singapur e-Devlet
uygulamalarında ilk sıradaki ülkelerdir.
Kullanıcı sayısı dünya genelinde üç milyarı aşan İnternet
günlük hayatımızın bir parçası hâline gelmiştir. Her gün
akıllı telefon ve bilgisayarlarımızdan sosyal medya
platformlarını takip etmemiz, e-posta hesaplarımızı kontrol
etmemiz arama motorlarında defalarca arama yapmamız bu
durumu desteklemektedir.

Ünite 06: Taşınabilir Teknolojiler

Giriş

Teknolojinin hayatımızın büyük bir bölümünde yer
bulması, taşınabilir teknolojilerle daha kolay bir hal
almıştır. Taşınabilirlik ve kullanılabilirlik bağlamında
günümüz teknolojisi daha önceki dönemlerle
karşılaştırıldığında nasıl bir gelişme gösterdiği daha net bir
biçimde ortaya çıkacaktır.
Teknolojinin taşınabilirlik özelliğindeki en önemli
değişim, cihazların ihtiyaç duydukları enerji kaynağına
sabit bir şekilde bağlanmaktan kurtulup şarj edilebilir
bataryaların kullanımıyla olmuştur. Taşınabilir
teknolojilerin kablodan kurtulup yeniden şarj edilebilen
bataryalarla kullanılabilmesi hem üstünlük hem de
sınırlılık olabilir. Çünkü bataryaların sürekli kullanım
halinde ömürleri kısalabilmektedir.

Taşınabilir Teknolojiler

Taşınabilir teknolojilerle cepte taşınabilmesi mümkün olan
küçük bilgisayar sistemleri kastedilmektedir. Bu sistem;
bazen internete erişimi ve paylaşımı mümkün kılan bazen
de günlük etkinlikleri düzenleme, epostaların okunmasına
olanak tanıyan ya da bir fotoğraf makinesi işlevi gören bir
araç halini alabilmektedir.
Taşınabilirlik sadece kablodan bağımsız olmak değil, aynı
anda tüm iletişim ve çalışma ihtiyaçlarının bir çalışma
ortamına bağlı olmadan ihtiyaç anında herhangi bir yerde
karşılanabilmesi esnekliği anlamına da gelmektedir.
Taşınabilir teknolojiler daha hızlı, üretken ve bilinçli
yaşamayı desteklemektedir. Kullanım oranları bakımından
karşılaştırıldığında; internet erişimi olan taşınabilir
teknolojiler, dizüstü ve masaüstü cihazlarını oldukça
geride bırakmıştır.

Taşınabilir Teknolojilerin Özellikleri

Taşınabilir teknolojilere; akıllı cep telefonları, dizüstü
bilgisayarlar, tablet bilgisayarlar ve giderek yaygınlaşan
giyilebilir teknolojiler örnek olarak verilebilir.
Günümüzde telefon dendiğinde, artık çoğu kişinin aklına
kablolu ve sabit telefonlar değil, akıllı cep telefonları
gelmektedir. Telefon artık; taşınabilir, akıllı ve pek çok
işlevi olan bir teknoloji ürünü olarak algılanmaktadır.
Cep telefonlarının yeni nesli olan akıllı telefonlar pek çok
teknolojiyi bir araçta birleştirmiştir. Fotoğraf makinesi,
video kamera, sesli ve görüntülü ortam oynatıcıları,
taşınabilir oyun araçları, internet erişim araçları, arttırılmış
gerçeklik uygulamaları ve daha birçok uygulama tek bir
cihazda toplanmıştır. Aynı zamanda bir çok teknik özellik
bakımından akıllı cep telefonları çoğu dizüstü ve masaüstü
bilgisayarlarından daha üstün bir konumda olabilmektedir.
Çocuklar ve gençler, yeni teknolojilerin sunduğu fırsat ve
olanaklara çok çabuk uyum sağlayabilmektedirler. Cep
telefonlarında da benzer durum söz konusudur. Bu
taşınabilir akıllı telefonlar kullanıcılara hiç olmadığı kadar
özgürlük ve bağımsızlık sunmakta bunu yaparken de
sürekli bir bilgi erişimi ve eğlence kaynağı rolünü
sürdürmektedir. İletişim ve paylaşımı mümkün kılan bu
teknoloji aynı zamanda etkili güvenlik ve korunma gibi
farklı bir çok olanağı da sunabilmektedir.
Cep telefonlarının hayatımızdaki yeri ve sağladığı
faydaların yanında bir çok olumsuzlukları da beraberinde
getirebildiği göz ardı edilmemelidir. Kullanılan teknoloji
ne olursa olsun yararlı ya da zararlı olma durumu, onun
nasıl ve ne amaçla kullanıldığı ile doğrudan ilişkilidir.
Dolayısıyla herhangi bir teknolojinin doğrudan kendisinin
zararlı olduğunu söylemektense, teknolojinin etkin
kullanılmadığını ve sonuç olarak bu durumun insan
hayatını olumsuz etkilediğini söylemek daha doğru
olacaktır.
Ülkemizde akıllı telefonlar daha çok internet erişimi ve
özellikle sosyal ağları kullanmak için kullanılmaktadır.
Bunu; fotoğraf ya da video çekmek, müzik dinlemek,
eposta kullanmak ve oyun oynamak gibi nedenler takip
etmektedir.
Akıllı cep telefonları beraberinde bazı kavramların da
ortaya çıkmasına neden olmuştur. “Mobil bankacılık ya da
internet bankacılığı” onlardan birkaçıdır. Kişiler artık cep
telefonları aracılığıyla birçok bankacılık işlemlerini yerine
getirebilmektedirler.
Akıllı telefonların ortaya çıkışıyla birlikte hayatımıza
giren diğer bir kavram da “mobil sağlık” hizmetleridir.
Kırsal bölgelerdeki sınırlı koşullarda çalışmak zorunda
olan sağlık ekipleri, gerektiğinde cep telefonları yoluyla
bazı hastalıklar ve tehlikelere karşı uzman ekiplerden
yardım ve destek almakta, kritik hastaların zamanında
donanımlı merkezlere ulaşmasını kolaylaştırmaktadır.
Akıllı cep telefonları sayesinde dünya çapında birbirine
çok yönlü bir şekilde bağlı, etkileşimi yüksek bir “iletişim
ağı” oluşmuştur. Diğer bir ifadeyle insanlar dünya çapında
bir ağın birbirine bağlı öğeleri durumuna gelmiştir.
İnsanların birbirine bağlı olmasının yanında kurum,
kuruluş, topluluk ve devlet kurumları da bu ağın bir
parçası olmuştur.
Bütün bu sözü geçen konulara ek olarak; akıllı telefonlar
sayısız öğrenme araç ve uygulamasını içermektedir. Bu
uygulamalar yerinde ve zamanında kullanıldığında, akıllı
cep telefonları kişilerin hayatını olumlu yönde etkilemeye
ve değiştirmeye devam edecektir.
Akıllı telefonların sağladığı bu özellikleri (erişim, izleme,
öğrenme gibi) doğru veya yanlış kullanmak, kullanıcının
elinde olan bir seçenektir! Bunların kötü kullanımı,
teknolojinin kötü olduğunu değil, kullanıcının kötü
niyetini ye da bilinçsizliğini göstermektedir.
Uzmanlar, hem çocukların hem de gençlerin bu
teknolojiyi kullanırken daha dikkatli olmalarını söylerken
bazı kurallar çerçevesinde hareket edilmesini
önermektedirler. Aksi bir durum söz konusu olduğunda
bazı olumsuzluklarla karşılaşılabilmektedir.
Akıllı telefonların ve diğer taşınabilir teknolojilerin sürekli
kullanılmasının 1-5 yaş arasında gelişmekte olan
çocukların devinsel ve bilişsel becerileri ile sosyal
gelişimlerini etkileyeceği ifade edilmiştir.
Teknoloji bağımlısı olan ebeveynlerde de teknolojinin
sürekli kullanılma durumu söz konusudur. Ebeveynlerin
küçük çocuklarını ihmal edecek seviyede bir teknoloji
bağımlısı olmaları çocukları için bir takım tehlikelere
davetiye çıkartabilmektedir. Uzmanlar; çocuklar annebabalarının
ilgilerinin ve kontrollerinin kendileri üzerinde
olmadığını hissettiklerinde, risk almaya ve dolayısıyla hata
yapmaya daha fazla meyilli olabileceğini
belirtmektedirler.
Söz edilen bu olumsuzluklara, akıllı telefonların ve diğer
taşınabilir teknolojilerin yanlış kullanılması durumunda
bedensel rahatsızlıklar da eklenebilir. Gençler üzerine
yapılan bazı araştırmalarda, şikayetçi olunan sırt ve boyun
ağrılarının ana sebebinin telefon, tablet veya dizüstü
bilgisayarları kullanırken vücudun duruşuna dikkat
edilmemesi olduğu ortaya çıkmıştır.
Telefonun ekranındaki küçük boyutlu yazılara sürekli
bakmak ve metinlerdeki sık satırları takip etmek, çoğu
zaman çeşitli göz ve boyun rahatsızlıklarına, baş ağrılarına
sebep olabilmektedir.
Akıllı cep telefonlarının yanlış kullanılmasının ortaya
çıkaracağı sorunlara psikolojik rahatsızlıklar da
eklenebilir. Cep telefonu yanına alınmadığında veya
telefon kapalı olduğunda kendini kötü hissetmek, bir an
önce telefona ulaşmak ve açmak isteği şeklinde görülen
psikolojik durum “nomofobi” olarak ifade edilir.
Cep telefonlarının çocuklar üzerindeki olumsuz etkileri
kısaca şu şekilde sıralanabilir:
• Cep telefonları, çocukları diğerleriyle gerçek
sosyal etkileşimden uzaklaştırmaktadır.
• Cep telefonları, çocuklarda görmeyle ilgili
sorunlara ve kayıplara neden olmaktadır.
• Cep telefonlarının aşırı kullanımı, beyin
gelişimini ve sağlığını olumsuz etkilemektedir.
• Cep telefonları, çocukların bedensel gelişimlerini
olumsuz yönde etkilemektedir.
Masaüstü bilgisayarların daha uyumlu ve tek parça türleri
dizüstü bilgisayarlar (laptop) olarak tanımlanabilir.
Notebook olarak da isimlendirilebilen dizüstü
bilgisayarları masaüstü bilgisayarın tüm işlevlerini yerine
getirebilirken taşınabilme olanağı mevcuttur.
Taşınabilirliği, şarj edilebilen pillerin kullanılmasıyla
kazanmıştır.
Dizüstü bilgisayarlar, sürekli seyahat eden ve o sırada
genellikle bilgisayarlara ihtiyaç duyan yetişkinler ve
öğrenenler için üretilmiş, bu yüzden de kullanımı pratik ve
hızlı bir bilgisayar türü olarak da tanımlanabilir.
Dizüstü bilgisayarlar kullanıcıların hemen hemen tüm
ihtiyaçlarına cevap verebilmektedir. İnternette gezinme,
oyun oynama, televizyon izleme gibi günlük
gereksinimleri karşılarken mesleki anlamda da etkili,
esnek ve hızlı çözümler sağlayarak hayatımızı
kolaylaştırmakta ve verimliliği arttırmaktadır.
Günümüz dizüstü bilgisayarlarında artık dahili kamera ve
mikrofon da bulunabilmektedir. Masaüstü sistemlerinde
harici donanım olarak kullanılan bu teknolojiler sayesinde
dizüstü bilgisayarları hem eğitim ve hem de iş yaşamında
yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Kamera ve
mikrofonun sisteme dahil olması ve bunun yanında diğer
bazı ortam ve teknolojilerin de işe koşulmasıyla gerek iş
amaçlı gerekse eğitim amaçlı sosyal ve birebir etkileşim
gereksinimi etkili bir şekilde karşılanmaktadır.
Tablet bilgisayarlar dokunmatik ekranı, diğer sistem ve
devre bileşenleri ile şarj edilebilir bir bataryayı tek bir
ünite olarak sunan en küçük ve taşınabilir kişisel
bilgisayar türüdür. Tabletler, farklı bileşenleri olan bir dizi
sensör, kamera mikrofon ve ivme ölçer bileşenleriyle
genelde parmak hareketi veya hassas kalem ile etkileşen
dokunmatik ekran bileşenlerine sahiptir.
Hem cep telefonlarında hem de dizüstü bilgisayarlarında
kullanılan özellikleri ve uygulamaları barındıran tabletler;
cep telefonlarından büyük ve dizüstü bilgisayarlardan
küçük olarak tasarlanmış sistemlerdir. Günümüz
teknolojisiyle tasarlanmış tabletler ince, hafif ve parmakla
dokunarak iş yapmayı ve etkileşimi olanaklı kılar. Akıllı
cep telefonları gibi tablet bilgisayarlar da internet erişimini
Wi-fi ya da mobil geniş bant (3G) teknolojisiyle sağlar.
Bazı tabletler özel hayatın veya iş yaşamının gerektirdiği
bazı uygulama ve işleri hareket halindeyken yapmaya
odaklanırken bazıları da eğlence ve eğlencenin her yere
taşınmasına odaklıdır.
Tabletler kullandığı işletim sistemlerine göre 3 türü vardır:
Android, iOS ve Windows. Tabletler donanım açısından
ele alındığında ise yine 3 türle karşılaşılacaktır. Bunlar;
tam ekran tabletler, değiştirilebilir tabletler ve hibrit
tabletler.
Kullanıcılar birçok farklı nedenden dolayı tabletleri diğer
taşınabilir teknolojilere göre daha çok tercih
edebilmektedirler. Bu nedenlerin başında taşıma kolaylığı,
işletim sistemi kullanışlılığı, hızlı başlama ve kapanma yer
almaktadır.

Giyilebilir Teknolojiler

Giyilebilir teknolojiler, insanların üzerinde taşıyıp
giyebildikleri elektronik veya bilgisayar temelli
teknolojilerdir.
Taşınabilir teknolojilerde gelinen son nokta olarak
nitelendirilen günümüz giyilebilir teknolojileri, temelde
üzerindeki algılayıcı sensörlerle veri toplama ve bu
verileri kullanarak geri bildirim sağlama şeklinde bir
çalışma mantığı vardır. Bu algılayıcılar teknolojiye göre
değişiklik gösterse de genel olarak; jiroskop, ivme ölçer,
yer çekimi algılayıcısı, ışık algılayıcısı ve benzeri
algılayıcılar olarak bu teknolojilerde bulunmaktadır.
Giyilebilir teknolojiler, diğer taşınabilir teknolojilerin
(akıllı cep telefonları, tablet bilgisayarlar ve dizüstü
bilgisayarları) gerçekleştirdiği bir çok işlevi yerine
getirebilmesinin yanında diğer taşınabilir teknolojilerle
karşılaştırıldığında bir takım algılama ve tarama, iz sürme
işlevleri gibi üstün yanları da vardır.
Günümüz giyilebilir teknolojilerinin temel işlevlerinden
biri de iletişimi sağlamak ve kullanıcılara gerçek zamanlı
verilere erişim olanağı sağlamaktır. Başlıca giyilebilir
teknolojilere; saatler, gözlükler, kontak lensler, e-tekstiller
ve akıllı kumaşlar, saç veya kafa bantları, kask, kep veya
bereler, yüzük bilezik gibi takılar, küpe şeklinde
tasarımlanmış işitme cihazları örnek verilebilir. Bu
teknolojilerin vücuda yerleştirilen türleri de vardır.
Mikroçipler veya akıllı dövmeler bu bağlamda
kullanıcıların tercihleri arasında yerini almıştır. Teknoloji
türü ne olursa olsun, sonuç olarak giyilebilir teknolojiler
farklı amaçlara yönelik olarak vücut üzerindeki elektronik
ortamlara veya bilgisayar sistemlerine sürekli, kesintisiz,
esnek, taşınabilir ve en önemlisi el değmeden erişim
sağlamayı amaçlamaktadır.
Giyilebilir teknolojiler başlangıçta askeri ve sağlık
alanlarında kullanılırken günümüzde; iletişim, sağlık,
kişisel bakım, sağlıklı yaşam, yaşlanma, bedensel engeller,
eğitim, ulaşım, girişimcilik, finans, oyun ve müzik gibi
birçok alanda kullanılabilmektedir. Giyilebilir
teknolojilerin amacı, bu alanların her birine işlevsel ve
taşınabilir bir şekilde elektronik ve bilgisayar sistemlerini
entegre etmektir.
Giyilebilir teknolojilerin en yaygın olanlarından biri
şüphesiz ki akıllı saatlerdir. Android, iOS ve Windows
gibi işletim sistemlerine sahip akıllı cep telefonlarıyla
eşleştirilebilen akıllı saatler, telefona ulaşmaya gerek
kalmadan birçok uygulamanın çalıştırılabilmesini
sağlamaktadır. Bu saatler sayesinde kişisel sağlık ve form
tutma gibi işlevlerinin yanında telefona gelen iletileri
alabilme cevap verebilme işlevleri de yerine getirebilir.
Aynı zamanda yol ve hava durumu bilgilerine güncel
olarak erişimi sağlar. Akıllı saatlerin bir benzeri de
özellikle sporculara hitap eden akıllı bilekliklerdir. Bu
bileklikler sayesinde sporcular aktivite anında harcadıkları
kalori miktarından kat ettikleri mesafeye kadar bir çok
veri hakkında bilgi sahibi olabilmektedirler.
Giyilebilir teknolojilere bir diğer örnek de akıllı gözlükler
verilebilir. Akıllı gözlükleri kullanarak üzerindeki kamera
ile fotoğraf ve video çekebilir, bunları yine cihaz
üzerinden internet erişimiyle farklı ortamlarda
paylaşabilirsiniz. Bu gözlükler aynı zamanda bir
navigasyon aracı olarak da yardımcı olabilmektedir.
Kullanıcının görüş mesafesinde bulunan her görüntü
gözlüğe veri olarak aktarılır ve sonuç olarak işlenen bu
veriler kullanıcıya yeni bilgi ve uyarılar olarak geri döner.
Taşınabilir teknoloji alanındaki en yoğun gelişmelerin,
yakın gelecekte giyilebilir teknolojilerde gerçekleşeceği ve
bu teknolojilerin, şu an hayatımızdaki bazı taşınabilir
teknolojileri ve uygulamaları gölgede bırakacağı tahmin
edilmektedir. Uzmanlar, geleceğin taşınabilir
teknolojilerinin çok uzun süre dayanan bataryaları ve
esnek ekran tasarımlarıyla çok daha güçlü olacağı
konusunda birleşmektedirler.

Taşınabilir Teknolojilerle İlgili Bazı Hizmet

ve Protokoller

Taşınabilir teknolojiler sağladığı olanakları kullandığı
standart ve protokoller sayesinde sunabilmektedir.
Cep telefonlarında kullanılan kısa mesaj servisi SMS (kısa
mesaj servisi) ve MMS (çokluortam mesajlaşma hizmeti)
olarak isimlendirilmektedir. SMS, 160 karakterle
sınırlandırılmış metin tabanlı bir mesajlaşma servisidir.
MMS ise mesajlara görsel eklemeye olanak tanıyan diğer
mesajlaşma servisidir.
ePosta (elektronik posta), internet üzerinden gönderilen
sayısal bir mektup olarak isimlendirilebilir. Her türlü
dosya türü bu elektronik postalara eklenip diğer
kullanıcıya bir ileti şeklinde gönderilebilir. Bazı
protokoller aracılığıyla (POP3, IMAP gibi), ağ (web)
sayfası veya çeşitli programlardan da ilgili iletiye ulaşılır.
3G geniş bant aboneliği olan cep telefonlarında video
görüşme olanağı vardır. Ancak kullanılan cep telefonunun
da görüntülü görüşmeyi desteklemesi gerekmektedir.
Bütün bu gereksinimler sağlanıyorsa cep telefonuna
yüklenecek bir mobil uygulama (Skype, Google Hangouts,
Apple Facetime vb.) yardımıyla görüntülü görüşme
yapılabilir.
Akıllı telefonlar, tabletler veya diğer taşınabilir
teknolojilerde çalışmak üzere tasarlanmış bilgisayar
yazılımları mobil uygulama olarak tanımlanır. Bu
uygulamalara belirli paylaşım platformlarından (Apple
AppStore, Google Play, Windows Phone Store ve
BlackBerry App World) uygulamanın niteliğine göre
ücretli ya da ücretsiz olarak ulaşılabilir.
Ekran araçları olarak da tanımlanabilen Widget’ler hazır
işlevsel görsel uygulamalardır. Görsel programlamada, bir
kütüphanedeki grafik bileşenleri şeklinde de
tanımlanabilir. En yaygın türleri; hava durumu, takvim,
not defteri, borsa bilgi çubuğudur.
İki dijital ürün arasında, kızılötesi ışınlar aracılığıyla
iletilen sinyaller ile sağlanan veri bağlantısı Irda – Infrared
olarak tanımlanır. Eski olarak nitelendirilebilecek olan bu
teknolojinin yerini Bluetooth teknolojisine bırakmıştır.
Bluetooth, kablo bağlantısını ortadan kaldıran kısa mesafe
radio frekansı (RF) teknolojisine verilen isimdir.
Bluetooth, bilgisayar sistemi, çevre birimleri ve diğer
araçların birbirleri ile kablosuz olarak haberleşmelerini
sağlar.
Bulut sistem, kullanıcıların verilerine ve programlarına
dünyanın herhangi bir yerinden, internet bağlantısı olan
herhangi bir bilgisayarla erişmesine imkan tanıyan
teknolojidir. Kullanıcının verileri, bulut olarak
nitelendirilen ama aslında fiziksel bir makinanın sabit
diskinde saklanmaktadır.
Taşınabilir teknolojilerin hızla yaygınlaştığı günümüzde
mevcut ağ katmanı yapısına önemli eklemeler yapılmasını
gerektirmektedir. Bu özelliği destekleyen internet yapısı
ve protokollerinin tümüne Mobil IP denilmektedir.
Taşınabilir teknolojilerin bağlantı noktası ne olursa olsun
IP adresi değişmeden internette bağlı kalmasına olanak
tanıyan bir protokoldür.
GSM (mobil iletişim için küresel sistem), cep telefonu
iletişim protokolüdür. En yaygın olarak kullanılan bir cep
telefonu standardıdır. Kullanıcıların aynı hat ile farklı
ülkelerden görüşme yapabilmelerine olanak tanır. Bu
hizmet roaming olarak bilinir. Roaming, bir şebeke
operatörü abonesinin, bu aboneliğini diğer ağlarda da
(örneğin yurt dışında) kullanabilmesini anlatan ve
“dolaşım” anlamına gelen özelliktir. Kapsama alanı, bir
taşınabilir teknoloji ağ sisteminde konuşmaların
yapılabileceği ya da sunulan hizmetlerin kullanılabileceği
alana verilen isimdir.
GPRS, mevcut 2G cep telefonu şebekesi üzerinden veri
iletimini sağlayan teknolojidir.
EDGE, GSM gelişimi için arttırılmış veri hızları anlamına
gelen bu teknoloji sayesinde, GSM şebekelerinde verilerin
daha hızlı bir şekilde iletilmesini sağlamaktadır.
3G, GSM şebekesi üzerinden yüksek hızda internet
erişimine izin veren 3G teknolojisi, cep telefonları
üzerinden en az ADSL hızında internet bağlantısı sağlayan
bir mobil hızlı internet teknolojisidir. ADSL, internet
erişimi için kullanılan bir bağlantı tekniğidir.
Wi-Fi, kablosuz bağlantı teknolojisinin adıdır. Wi-Fi,
taşınabilir teknolojilerin belli bir mesafedeki kablosuz
erişim noktaları aracılığıyla yerel alan ağına
bağlanabilmesini sağlar.
Kablosuz uygulama protokolü olarak nitelendirilen WAP
kablosuz iletişim kullanan uygulamalar için kurulmuş
uluslararası bir standarttır. Taşınabilir teknolojiler
üzerinde internet içeriği sağlayan bir teknolojidir. WAP ile
hazırlanmış sayfalar, cep telefonlarına uygun olarak
tasarlanmış özel sayfalardır.
Küresel konumlama sistemi anlamına gelen GPS, düzenli
olarak kodlanmış bilgi yollayan bir uydu ağıdır ve
uydularla arasındaki mesafeyi ölçerek dünya üzerindeki
kesin yeri tespit etmeyi sağlar. Kullanıcıların yerlerini
belirlemede ve rotalarını izlemelerinde yardımcı olur.

Ünite 7: Sosyal Ağlar

Giriş

Günümüzde sosyal ağ siteleri ağ toplumu yaklaşımının
temel aldığı iletişim araçları arasında yer almaktadır. Ağ
toplumu yaklaşımı toplumsal dönüşümü bilgi iletişim
teknolojilerine dayalı olarak açıklar. Ağ, birbiriyle
bağlantılı düğümler dizisi olarak tanımlanmaktadır. Sosyal
ağlar toplumların internet ve bilgisayar teknolojilerinin
ortam hazırladığı hızlı enformasyon akışına ve bilgi
paylaşımına dayalı olarak dönüşümleri açıklayan
sosyolojik bir kavramdır. Aynı zamanda bilişim
teknolojileri açısından enformasyonun anlık yayılmasına
fırsat vermektedir. Ağ toplumu yaklaşımı, küreselleşme ve
karşılıklı bağımlığın anlaşılmasına yardım olmaktadır.
Ağların sınırsız, esnek yapıları ve yeni düğümlerle
bütünleşebilmeleri toplumsal açıklık ve esnekliği
beraberinde getirmektedir. Ağların bireyleri ve toplumları
kaplaması veya dışlaması toplumsal süreçleri belirler.
McLuhan’ın küresel köy saptamasına göre, elektronik
medyanın ileri teknolojiye geçmesiyle ve toplumlar
arasında sınırların kalkmasıyla teknolojiyi kullanabilen
herkes coğrafi sınırlar ve sınırlamalar olmaksızın dilediği
kişiyle iletişim kurabilecekti. Sosyal ağlar ile bu dönüşüm
gerçekleşiyor.

Web 2.0’ın Sunduğu Olanaklar ve Sosyal Ağların

Özellikleri

Bilgisayar ve internet teknolojileri, yeni iletişim
teknolojilerinin temel özelliklerini yansıtırlar. Bunlar
arasında, kullanıcı merkezli olma, çoğunluğun kendi
istediği enformasyona ulaşabilmesi, karşılıklı etkileşimin
mümkün olması ve eş zamansın olabilme sayılabilir.
Dünya Çapında Ağın amacı, kullanıcılara web siteleriyle
bilgi sunmaktır. Web 1.0’da tek yönlü olan sunumda
kullanıcılar pasif durumdadır. Web 2.0’da kullanıcılar
içerik geliştirebilir ve paylaşabilirler. Web 2.0’da sosyal
etkileşim olanakları kullanıldığı için Web 2.0 araçları,
sosyal medya olarak isimlendirilir. Kullanıcılar sosyal
ağlar, bloglar (ağ günlükleri), wikiler (bilgi sayfaları) ve
forumlar (tartışma panoları) aracılığıyla deneyimlerini ve
bilgilerini paylaşıp, tartışabilirler. Facebook, Twitter,
Youtube gibi siteler örnek Web 2.0 uygulamalarıdır.
Katılım, açıklık, karşılıklı konuşma, topluluk ve
bağlantısallık, sosyal medyanın genel özellikleri arasında
sınıflandırılabilir.
Sosyal ağ, bireyler arasındaki kişisel veya profesyonellerin
oluşturduğu bir ağ olarak tanımlanmaktadır. Sosyal ağ
sitelerinde bireyler kendilerine profil oluşturarak, diğer
kullanıcılar ile bağlantı kurabilirler. Her sitenin kendine
özgü özelliği vardır. Sosyal ağlar bireylere, öncelikle
sosyalleşme, alışveriş, ticaret, eğitim olmak üzere farklı
alanlarda hizmetler sunabilmektedir. Sosyal ağlar
bireylere sanal kimlikler oluşturma fırsatı sunmaktadır.
Böylece bireyler gerçek yaşamda sahip olamadıkları
ortamları sanal olarak yaşayabilirler. Sosyal ağ sitelerinde
sanal topluluklar aracılığıyla bireylerin içerik üretmesi,
bilgi paylaşımı vb fırsatlar sunulmaktadır. Sosyal ağ
sitelerinde farklı profil seçenekleri mevcuttur. Yaş,
cinsiyet, yaşanılan yer, fotoğraf vb bilgilerin yer aldığı
profiller, bireylerin kendilerine sunulan gizlilik ayarları ile
yapılandırılabilir.

Sosyal Ağların Farklı Kullanım Amaçları

Başlıca kullanım amacı sosyalleşmek olan sosyal ağ
sitelerinde kullanıcılar, çevresindeki kişiler hakkında bilgi
sahibi olmak, günlük olaylardan haberdar olmak, diğer
kullanıcılar ile iletişime geçmek için bu sitelere üye
olmaktadırlar. Kullanıcıların sosyal ağ sitelerinde
geliştirdikleri iletişim becerileri, onların yaşamboyu
öğrenme ve mesleki gelişimleri açısından da önem
taşımaktadır. Kullanıcı, sosyal ağlarda ilgi duyduğu
alanda, özellikle akran desteğiyle, ucuz ve kolay bir
şekilde kendi için öğrenme ortamı bulabilir. Bilgi, dosya
paylaşımı yapmak, farklı kullanıcıların görüşlerinden
faydalanmak, ortak projeler gerçekleştirmek gibi işlevler
siteler aracılığıyla kolaylıkla yapılabilmektedir. Bu
ortamların mobil iletişim teknolojileri ile uyumlu olması,
sosyal ağların kullanımında önemli bir etkendir. Eğitim
ortamlarında bireylerin sosyal ağlar aracılığıyla girdiği
etkileşimler onları motivasyon ve iletişim yönünden
olumlu etkilerken, onların aidiyet duygularını da
artırabilmektedir. Bireyler mesleki gelişimlerine yönelik
etkinlikleri de sosyal ağlar aracılığıyla paylaşma imkanına
sahiptir. İnsan kaynakları ve kariyer odaklı siteler
sayesinde iş başvuruları, özgeçmiş/CV paylaşımı
yapılabilir. Bireylerin farklı meslek gruplarıyla bir araya
gelebileceği ortamlar sayesinde mesleki gelişimlerini
olumlu yönde gelişebilir. Arkadaşlık sitelerinden farklı
olarak bu ortamda birey gerçek hayatta sahip olmak
istediği kariyer, mesleki gelişim için sanal kimliğinden
kurtulup kendi kimliğini yansıtmalıdır.
Elektronik ticaretin yaygınlaşması, sosyal ağlar üzerinden
pazarlama, ürün tanıtımı, promosyonlar, kampanyaların
kullanımını sağlamaktadır. Üreticiler, sosyal ağ sitelerini
reklam ve halkla ilişkiler ortamı olarak kullanarak, aynı
anda çok daha fazla kişiye ulaşabilmektedir.
TÜİK 2014 Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım
Araştırması’na göre, Türkiye’de internet kullananların
oranı %53,8’dir. Bireylerin %78,8’i sosyal ağ sitelerine
katılmak, %30,8’i internet üzerinden hizmet ve mal satın
alma amacıyla interneti kullanmaktadırlar. Oldukça ilgi
gösterilen bir ortam olarak sosyal ağ siteleri, işletmeler
için de önemli fırsatlar sunabilir. İşletmeler, hedef kitle
analizi yaparak, sosyal ağlar için geliştirilen uygulamalar
ile etkili iletişimler kurabilir, kendi hizmet ve ürünlerinin
reklam ve pazarlamasını yapabilir. İşletmeler, reklamlar
aracılığıyla ürün ve markalarını tanıdık tavsiyeleriyle
tanınmasını sağlayan viral pazarlama yapabilir.
İşletmeler, küçük uygulamalar (widgets) ile internet trafiği
oluşturmaktadırlar (Örneğin, kendi ürün ve markaları ile
ilgili oyun oynatarak müşteriye yorum yaptırma). İnternet
trafiği, internet üzerindeki veri akışıdır; gönderilen ve
alınan mesajların miktarı ve yönü, web sitesine giren
ziyaretçi sayısı, ziyaret edilen sayfalar gibi verilerin takibi
anlamındadır.
Sosyal ağlar ayrıca toplumsal hareketlerin, kamuoyuna
ulaşmak üzere kampanyaların düzenlenmesine fırsat
tanımaktadır. İçeriklerin kullanıcılar tarafından üretilip,
resim, metin ve videoların paylaşıldığı yurttaş gazeteciliği
kavramı sosyal ağlar ile gelişmektedir.
Sosyal ağ siteleri başlıca sosyalleşme, eğlence, alışveriş,
ticaret, eğitim, mesleki gelişim amacıyla kullanılmaktadır.
Sosyalleşme başlığı altında ise , kolay erişim ve ulaşılma,
arkadaş edinme, gösteriş yapma, günlük sıkıntılardan
kaçma/kaçınma, koordine olma ve etkinlikler düzenleme
gibi motivasyonlar sayılabilir. Bireylerin ağları kullanım
amaçları, onların yaş, cinsiyet ve sosyal statülerine göre
farklılık göstermektedir.

Örnek Sosyal Ağ Siteleri

We Are Social tarafından hazırlanan Küresel Dijital
İstatistikler 2014 Raporuna göre Türkiye’de en yaygın
kullanılan sosyal ağ siteleri şu şekildedir.
• Facebook (%93)
• Twitter (%72)
• Google+ (%70)
• LinkedIn (%33)
• Instagram (%26)
Sosyal ağ siteleri, üyelik sistemi ile çalışmakta ve siteye
üye olan diğer kişiler ile bağlantı kurmaya izin
vermektedir. Çevrimiçi sosyal ağ siteleri için internet
erişimi gerekmektedir. Kullanıcı e-posta hesabı ve
belirlediği şifre ile sisteme kolaylıkla üye olabilir. Birçok
site ücretsiz hizmet sunumu yaparken bazı siteler ek
özellikler için ücret talep etmektedir. Sosyal ağ sitelerinde
farklı uygulamalar kullanıcılara sunulmaktadır. Bu
uygulamalar kullanıcılardan bazı bilgilerine ulaşmak için
erişim izni istemektedir. Bu konuda, kullanıcılar hangi
uygulamaların hangi bilgilere erişim istediği dikkatle
incelenmelidir.
Sosyal ağların özellikleri ve kullanım amaçları şu şekilde
sıralanabilir:
Facebook: Kullanıcının tanıdıklarıyla iletişim kurma ve
hayatında olanları paylaşma ortamı sunmaktadır. Bu
sitede, kullanıcı kendi profilini oluşturarak, bilgi, resim,
video gibi paylaşımlarda bulunabilir, farklı kişiler ile
bağlantı kurabilir, onların paylaştıklarını beğenebilir
ve(ya) yorum yapabilir. Facebook’ta ortak ilgi alanlarına
sahip kişiler gruplar aracılığıyla iletişim kurabilirler.
Sergi, düğün, konferans vb. etkinlikler düzenlenerek
kişilere davet gönderilebilir.
Facebook, güvenlik durumu kontrolleri seçeneğinde, bir
afet durumunda kişilerin güvende oldukları bilgisini
arkadaşları ve aileleriyle hızla paylaşmalarına olanak
sağlar ve önemsedikleri insanlarla iletişim kurmalarına
yardımcı olur.
Twitter: Anlık iletişime dayalı bir sosyal ağ ve mikroblog
sitesidir. Günlük bilgi ve haberlerin paylaşıldığı bir ortam
olan Twitter’da, Tweet’ler fotoğraf, video, internet
bağlantısı veya en fazla 140 karakterlik metinlerden
oluşmaktadır. Tweet’ler, yanıtlanabilr, yorum yapılabilir,
diğer kullanıcılar tarafından yeniden paylaşılabilir
(retweet), beğenildiyse favorilere eklenebilir ve belirli bir
konuda olduğunu vurgulamak için etiketlenebilir
(hashtag). Twitter’da etiketlere göre aramalar yapılarak
belli bir konuda atılan tweetlere erişileibilir.
Google+: Facebook ortamı ile benzer bir yapıya sahip
olan bu sosyal ağ, kullanıcılara profil sayfası oluşturma
izni vererek, paylaşımlar yapmalarını sağlamaktadır.
Metin, fotoğraf, internet bağlantısı, video, etkinlik, anket
formatında yayınlar yapılabilir. Yapılan yayınların
beğenilmesi, paylaşılması ve yorum eklenmesi
mümkündür.
Tumblr: Farklı konularda çeşitli formatta gönderilerin yer
aldığı bloglara erişim sağlamaktadır.
Instagram: Mobil cihazlara yüklenen uygulama ile
kullanıcılar fotoğraf ve video paylaşabilirler. Programın
sunduğu düzenleme özellikleri sayesinde fotoğraflara
filtreler uygulanabilir. Instagram, özellikle görsele dayalı
pazarlama politikası güden markalar için önemli fırsatlar
sunabilmektedir.
LinkedIn: Dünyanın en büyük profesyonel sosyal iletişim
ağıdır. Profesyonellerin birbirleriyle iletişim kurmaları
sağlanarak, daha verimli ve başarılı olmaları
amaçlanmaktadır. LinkedIn’de ilgili kişiler, iş ilanları,
haberler ve güncellemelere erişilebilir. Site, ücretsiz ve
ücretli üye olma seçenekleri sunar. Kullanıcı, sistemde
özgeçmişini oluşturabilir, tanımadığı alanında uzman olan
kişiler ile iletişim kurma şansı bulabilir.
Youtube: Kullanıcılar tarafından orijinal olarak
oluşturulmuş, videoların keşfedilmesi, izlenmesi ve
paylaşılmasını sağlar. Aynı zamanda reklam verenler için
dağıtım platformu işlevi görmektedir. Kullanıcı üye
olmadan video izleyebilirken, video yüklemek, yorum
yapmak, kendi kanalını oluşturmak gibi işlemler ise üyelik
gerektirmektedir.

Sosyal Ağlarda Medya Okuryazarlığı ve Akıcılığı

Sosyal ağların taşıdığı riskler göz önünde
bulundurulduğunda medya okuryazarlığı ve akıcılığı
kavramları ön plana çıkmaktadır. Medya okuryazarlığı
içeriğe erişim için teknolojiyi kullanabilme becerisi,
sunulan içeriği anlamanın yanısıra içeriği
değerlendirebilme yeteneğidir. Medya okuryazarlığı
kısaca, erişim, analiz edebilme, değerlendirme ve içerik
üretimini kapsayan becerilerdir. Sosyal ağlar
düşünüldüğünde, içerik oluşturma, üretme, yazma ve
düzeltme gibi yeterlilikler gerekmektedir. Eleştirel medya
okuryazarlığı, medya metinlerinin eleştirel okunmasıyla
ilgilidir. Sosyal ağları kullanan kişilerin gerekli bilgi ve
beceriye sahip olmaması, yasa dışı, taraflı içerik, bilgi
paylaşımına ve nefret söylemine sebep olabilir. Nefret
söylemi, bireylere bireysel ayrımcılık temelinde yöneltilen
nefreti içeren ve teşvik eden söylemlerdir. Bu konuda hem
çocukları hem yetişkinlerin bilinçlendirilmesi, sosyal
ağlarda yaşanan etik sorunları önlemeye yardımcı olabilir.
Sosyal ağlar ile ilişkilendirildiğinde mesaj ve mesajın
sunulduğu ortamların ayırt ve analiz edilmesi,
değerlendirilmesi aşamalarına dayanan medya akıcılığı
kavramı tüketilen ve üretilen içeriğe göre iki şekilde
değerlendirilebilir. Tüketici konumunda verilecek mesaj,
verildiği ortamın etkilerinden arındırılmalı, anlaşılır olmalı
ve analiz edilmelidir. Ortam, biçim, akış ve uyum
açısından değerlendirilmelidir. Üretici konumda ise
mesajın içeriğinin ne olacağı belirlendikten sonra, içeriğin
verileceği ortam, sunulacağı hedef kitle, üreticinin ortamı
kullanma yeterlilikleri göz önünde bulundurulmalıdır.
İletişim araçlarının etkin kullanılması konusunda özellikle
internet kullanma deneyimi ile ilgili olarak dijital akıcılık
kavramından söz edilebilir. İnternetin kullanım amacını
bilme, içerikleri eleştirel şekilde değerlendirme, bilgilerin
geçerli ve güvenilir olup olmadığını kontrol edebilme,
kullanıcı çeşitliliğinin farkında olma dijital akıcılık
kavramı ile ilişkili özelliklerdir. Sosyal ağ ortamlarının
giderek yaygınlaşması, kullanıcıların artması ve özellikle
kullanıcı profilinin genç yaştan itibaren bu ortamları
kullanmaya başlaması medya okuryazarlığı ve akıcılığı
kavramlarını önemli konuma getirmektedir. Sosyal ağların
faydalarının yanında risklerinin de olabileceğini belirtmek
için bireylere erken yaşta farkındalık kazandırılmalı ve
bilinçlendirilmelidir.

Ünite 8: Teknoloji, Toplum ve İnsan

Giriş

İnsanın varoluşu ile birlikte ortaya çıkan ihtiyaçları
teknolojinin gelişmesine yol açmıştır. İnsanlar, içinde
bulundukları dönemin özellik ve ihtiyaçlarına göre
teknolojiden farklı şekillerde yararlanmış, süreç içinde
teknolojinin ve bilimin de gelişmesini sağlamışlardır.
Özellikle teknolojideki bu gelişme, insanların ve
toplumların yaşam biçimini önemli ölçüde etkilemiştir.
İnsanlık Tarihi Boyunca Çeşitli Toplumlarda
Teknoloji Kullanımı ve Yaşam Biçimi
Teknolojiyi alet, araç veya uygulama olarak
karşımıza çıkabilmektedir. İnsan ırkı başarısını,
teknoloji üretebilecek maharetli ustalara ve bu
bilginin diğer nesillere aktarılabilmesine borçludur.
Tarihsel süreç içinde 4 tür toplumdan bahsedilebilir.

Avcı-Toplayıcı Toplum ve Özellikleri

• Yeni besin kaynakları ararlar
• Av hayvanlarını izlerler
• Küçük gruplar halinde göçebe olarak
yaşarlar
• Mağara veya kaya sığınakları gibi yerlerde
yaşarlar
• Yaşadıkları ortamda bulunan sebze ve
avlanma ile beslenmişlerdir.
Bu dönemde gelişmemiş taş aletler ve ateş, temel
teknolojik gelişme olarak gösterilebilir.
Tarım Toplumu ve Özellikleri
• Göçebe hayattan yerleşik hayata geçiş
başlamıştır
• Yiyecek toplamadan yiyecek üretimine
geçilmiştir
• Balta ve kesici aletlere ek olarak çiftçilik ve
hayvancılıkta kullanılabilen bir çok alet
kullanılmıştır.
• Giyinme gereksinimi nedeniyle dokumacılık
ortaya çıkmıştır.
• Saklama ihtiyacına yönelik olarak
çömlekçilik gelişmiştir.
• Ağaç, kerpiç ve taştan kalıcı yapılar inşa
edilmiştir.
• Doğal ham bakır kullanılmaya başlanmıştır.
• Yerleşik hayata geçiş ile ortak alan, özel alan
ve konukseverlik gibi kavramlar çıkmıştır.
• Yiyecek üretimi ile birlikte nüfus da artmıştır
• Ticaret merkezler ve kasabalar ortaya
çıkmıştır

Sanayi Toplumu ve Özellikleri

• Buhar makinesi, döner çıkrık ve metalürjinin
gelişimi damga vurmuştur.
• El aletlerinin yerini makineler almıştır.
• İletişim teknolojileri gelişmiştir.
• Teknolojik ve toplumsal gelişim hızlanmıştır
• Köyden kente göç başlamış ve işçi nüfusu
artmıştır.
• Aile merkezli üretim modeli değişmiştir.
• Kitlesellik ve standartlaşma öne çıkmıştır.
Bilgi Toplumu ve Özellikleri
• Mikro-elektrik, bilgisayar ve
telekomünikasyon alanındaki gelişmeler
internetin ortaya çıkmasında etkili olmuştur.
• En önemli sermaye “bilgi” haline gelmiştir.
• Kablosuz ağ ve mobil iletişim araçları
önemli gelişmeler arasındadır.
• Her an her yerde bilgiye erişim mümkün
hale gelmiş, zaman ve mekan kısıtı
azalmıştır.
• Teknoloji hemen her alanda yer etmiştir.
• İletişim teknolojilerinin gelişimi toplumlar
arası sosyal ve kültürel ilişkileri de
arttırmıştır.
• Bilgiye erişim hızı giderek artmaktadır.

Teknolojinin Olumsuz Etkileri

İşsizlik, toprak kalitesinin düşmesi, çevre kirliliği, ve
savaşların etki alanlarının artması, teknolojinin
olumsuz etkileri arasında sayılabilir. İnsan ilişkileri
açısından mobil donanımlar ve internet, yüz-yüze
iletişimi olumsuz etkilemiştir. Gerçeklikten
uzaklaşma ve gerçek hayata uyum sorunları ortaya
çıkmıştır.

Yeni Kavramların Ortaya Çıkması

Marc Prensky, 1980’den önce doğanları dijital
göçmen, sonra doğanları ise dijital yerli olarak
tanımlamıştır. Dijital yerlilerin teknolojiyi 5 farlı
bağlamda kullandıkları söylenebilir. Bunlar;
• Kişisel ilgi veya eğlence
• Sosyal iletişim
• Günlük Kullanım
• Profesyonel Çalışma
• Ders Çalışma
Dijital göçmenler, teknoloji ile sonradan tanıştığı için
uyum sağlamaya çalışmakta zorlanabilmektedir.

Teknoloji Felsefeleri

Teknoloji ile ilgili olarak 3 temel felsefi yaklaşıma
yer verilebilir.

Kullanıma Odaklanan Belirlenimcilik

Bu yaklaşım teknolojinin kendi başına bir etkisi
olmadığını, bu etkinini kullanıcılara bağlı olduğunu
ileri sürmektedir. Teknoloji araçtır ve bireyler bu
araçlar üzerinde kontrol ve özerkliğe sahiptir.

Sosyal Belirlenimcilik

Bu görüşte, bireylerin teknoloji kullanım yöntemleri
sosyal yapılar tarafından etkilenmektedir. Sosyal
etkileşimler ve yapılar ise davranışları ve teknoloji
kullanımını belirlemektedir.

Teknolojik Belirlenimcilik

Bu görüşe göre toplumsal yapı ve kültürel değerler
teknoloji tarafından belirlenmektedir. Bu nedenle
bazı düşünürler ütopyan bir bakış açısı ile bu
durumun demokratikleşmeyi arttıracağını
savunurken, bazı düşünürler distopyan bakış açısı ile
bunun tersini savunmaktadır.
Bu üç yaklaşımda doğruluk payı olsa da, tek boyutlu
bir bakış açısı yerine daha geniş bir bakış açısı
gereklidir. Teknoloji, toplum ve insan öğeleri
arasındaki karmaşık etkileşimin ve diğer öğelerin
birlikte dikkate alınması gereklidir.

Sosyal Paylaşım Araçlarında Sosyalleşme ve

Kendini Sunum Davranışları

Sosyal paylaşım araçları teknolojinin de gelişimi ile
güç kazanmış ve bu da sosyalleşme kavramına yeni
bir boyut kazandırmıştır. Bu sosyal ortamda yeni bir
toplum türü ortaya çıkmakta, insanlar bu ortamda
fiziksel dünyadaymış gibi değerlerini ve kimliklerini
ifade edebilmekte ve yeni yaşam tarzlarını
deneyebilmektedir.
Sosyal paylaşım ağları bireylere, zaman ve
mekandan bağımsız olarak iletişim kurma imkanı
tanıyarak, bireylerin bir araya gelme ihtiyaçlarını
azaltmıştır.
Sanal dünyalarda alternatif kimliklere bürünmek
teknolojik olanla insan kimliğini birleştirerek
bütünüyle yeni bir şeye dönüştürmektedir.
Yeni ortamlar, birey-birey, birey-grup, grup-birey
etkileşimlerine olanak tanıyan bir toplumsal iletişim
ortamı olarak da görülmektedir. İnsanların
topluluklar içinde bir araya gelme ve ait olma
isteklerinin şiddeti, yeni topluluk mekanlarının
oluşmasını kaçınılmaz kılabilmektedir.
Sanal mekanların tanımlayıcı özelliği, kullanıcı ve
bilgisayar arasındaki ilişkide değil, kullanıcı ve
varsayılan bir topluluk arasındaki ilişkide
aranmalıdır. Bu ortamlar aynı zamanda “–mış gibi
yapalım” anlayışından hoşlanan kullanıcılar için de
uygundur.
Castronova (2001) sanal dünyaları, sentetik dünyalar
olarak nitelendirmekte ve gerçek dünyadan farklı
olarak şu seçenekleri sunduğunu ortaya koymaktadır:
• Kullanıcılara fırsat eşitliği sunması
• Parasız yer alabilme
• Yetenek, cinsiyet, ten rengi seçme özgürlüğü
Yeni bir yaşama başlayabilme imkanı sunan bu
ortam, kolay bir kaçış yeridir.

Sosyal Paylaşım Ortamlarında Kendini Sunum

Davranışları

Benlik, kişinin kendisini
• Algılayış şekli,
• Nasıl gördüğü ve
• Değerlendirmesidir.
Postmodernizmde benlik, sadece merkezden
uzaklaşmaz, aynı zamanda sınırsız sayıda
bölünmektedir. Bu durumun temel nedenlerinden
biri, benliğin özgürce, kısıtlanmamış etkileşimlerde
bulunmasıdır.
Genelde kim ve ne olduğunu bilen birey, kendini
sunma çabası içine girer. Kendini sunma, kişinin
toplumsal veya kültürel açıdan kabul edilen normlara
uygun ve arzu edilen imajı bırakacak şekilde ifade
edilmesidir.
Sanal ortamlarda ortaya konan görünümün kontrolü,
sosyal karşılaştırmalarda aktarılan bilgiyi kontrol
edebilmede ve yönlendirmede yatmaktadır.
Elektronik iletişim, bireylere sosyal ağlarda gizemli
bir hava vermesine ve kendini farklı tanıtmasına
imkan vermektedir. Profil fotoğrafları, yazılar ve
avatarlar kullanıcıların kendilerini farklı sunmaya
yarayan özelliklerdendir. Benzer şekilde bireyler
yüz-yüze ortamda söylemek isteyip söyleyemedikleri
rahatça ifade edilebilmektedir. Bazı insanlar için
sanal ortam sadece destekleyici bir işlev olarak da
kullanılabilmektedir. Genel olarak baktığımızda,
çevrim-içi ortamlardaki kendini sunum davranışları
normal ve yaygın görülmeye başlanmıştır.
Kullanıcıların kendini sunum davranışlarını yönetme
ihtiyacı;
• sanal partner edinme,
• sanal sohbet
• cinsiyet değiştirme,
• fiziksel görünüm değiştirme,
• giyim tarzını değiştirme ve
• arkadaş edinebilme amaçlarını
taşıyabilmektedir.
Çevrim-içi ortamlarda kendini sunma
davranışlarından biri de selfie
uygulamasıdır.

Yabancılaşma ve İnternet Bağımlılığı

Zamanının büyük kısmını ekranların başında geçiren
insanlar teknolojinin esiri olmakta, bu da sosyal,
mesleki ve özel hayatlarında sorunlara yol
açabilmektedir.
İnternet bağlantısının her yerde her zaman
kurulabilmesi, sosyal ağlara her zaman
bağlanabilmesine imkan sağlayarak bireyin mekanla
bağlantısını koparmış ve ruhsal olarak yalnızlaşmaya
itmiştir.
İnternet bağımlılığı giderek artarken, bu ortamda
üretilen dil ve kodlar kuşaklar arasındaki iletişimi
zorlaştırmaktadır.

İnsan Bilgisayar Etkileşimi

70’li yılların sonuna kadar sadece uzmanların ve
konuya özel ilgi duyan kişilerin etkileşime girebildiği
bilgisayar, kişisel kullanıma olanak vermesiyle
herkesi potansiyel kullanıcı haline getirmiştir.
İnsan bilgisayar etkileşimi, insanların bilgisayarlar
ile nasıl etkileşime girdiğini inceleyen disiplinler
arası bir alandır. Bu alan;
• Psikoloji,
• Bilişsel bilimler,
• Bilgisayar teknolojileri,
• Yazılım mühendisliği,
• Ergonomi,
• Grafik tasarımı,
• Endüstriyel tasarım,
• Sosyoloji,
• Antropoloji ve eğitim bilimleri gibi alanlarla
ilişkilidir.
Bu alan için geliştirilen sistemlerin amacı, bilgisayarı
daha hızlı ve insana daha doğal gelecek yollarla
kullanılabilir hale getirmektir.
İnsan bilgisayar etkileşiminin odak noktası
“kullanılabilirlik”tir. İnsan bilgisayar etkileşimine
verilebilecek en çarpıcı örneklerden biri, ALS
hastalığına yakalanan Stephen Hawking’dir. Bu
hastalık, Hawking’i tekerlekli sandalyeye yaşamaya
mahkum etmiştir. Hawking’in gözlüğüne
yerleştirilen küçük bir alet, onun insanlarla iletişim
kurabilmesini sağlamaktadır.

                                                         

                                                       

Temel Bilgi Teknolojileri 1 Ders Kitabı (Tıkla İndir)

Post Author: Root

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir